ATASÖZLERİMİZ
ATASÖZLERİMİZ
 
1985 yılında başladığım derleme çalışmalarımdan pek çoğu anonimdir. Biz, bunların tamamının Gömürgen’e ait olduğu iddiasında değiliz. Ama içinde sadece yöremizde söylenen çok sayıda orijinallliğini kaybetmemiş "KELİMELER, KELİME GRUPLARI, DEYİMLER, ATASÖZLERİMİZ" vardır.  Bunların orijinalliğini bozmamak için olduğu gibi almayı uygun buldum.
 
Abdalın dostluğu köy görünene kadardır.
Abdalın karnı doyunca gözü yolda olur.
Aceleci it, kör enik gunnar.
Acemi nalbant, kendini kürt eşeğinde sınar.
Acın koynunda ekmek bulunmaz.
Aç ayı oynâmaz.
Aç tavuk, düşünde kendini buğday ambarında görür.
Adam, adamdan korkmaz; utanır.
Adamdan adama fark vardır.
Ağacın kurda içinde olur.
Ağaç yaşken bükülür.
Ağaçtan maşa, çingeneden paşa olmaz.
Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla olur.
Ağası yiğit olanın iti de yavuz olur.
Ağıda gelen ağlar, düğüne gelen oynar.
Ağır basınca, yeğni kalkar.
Ağlamayana meme vermezler.
Ağustosta yatan, zemheride büvelek tutar.
Ahmak iti, yol kocatır.
Ak koyunun kara kuzusu da olur.
Akılsız başın cezasını, sefil tabanlar çeker.
Akla gelmeyen başa gelir.
Akşama karşı gitme, sabaha karşı yatma.
Akşamın hayrından, sabahın şerri iyidir.
Alacakla, verecek ödenmez.
Alan ile satan bilir, güzel ile yatan bilir.
Alçak eşeğe kim olsa biner.
Alet işler, el öğünür.
Alıcı kuşun ömrü az olur.
Allah gümüş kapıyı kaparsa, altın kapıyı açar.
Allah, uçmayan kuşa alçacık dal yaratır.
Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.
Altın kapının, ağaç kapıya dileği düşer.
Altın,yere düşmeyinen pul olmaz; demir dağlar bir gitmekle yol olmaz.
Ana bahtı kızına.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.
Arap, Allah’tan korkmaz; Türkmen’den korkar.
Arazi eve, at yere, avrat ere yakın olmalıdır.
Arazi eve, at, yere, avrat ere yakın olmalıdır.
Arhazın dilinden ancak sahibi anlar.
Arık ata kuyruğu da yüktür.
Arık öküze bıçak olmaz.
Arife, tarif ne hacet.
Arka su gelene kadar, kurbağanın gözü pörtler.
Armudun iyisini ayı yer.
Aslan, yattığı yerden belli olur.
Aş, taşınca çömçeye paha biçilmez.
Aşık her zaman çik gelmez.
Aşure yemeye giden, kaşığını belinde götürür.
At beslenirken, kız istenirken elden çıkarmalı.
At ile avradın beli berk olmalı.
At ölünce, itlerin bayramı olur.
At yedi günde, it yediği günde belli eder.
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Ateş, düştüğü yeri yakar.
Atım tepmez, itim kapmaz deme.
Atın ürkeği, insanın korkağı çok yaşar.
Atının kuyruğunu el içinde kesme. Kimi “uzun”kimi “kısa”der.
Atınki arpa, yiğidinki pilav.
Avradı eri saklar, peyniri deri saklar.
Avradım güzel olsun diyorsan donat, evim güzel olsun diyorsan boyat.
Ay’ı görenin, yıldıza minneti mi olur?
Ayağını yorganına göre uzat.
Ayıplı pazar, dostluğu bozar.
Ayrandan aşağı katık olmaz.
Az tamah, çok ziyan verir.
Az veren maldan, çok veren candan verir.
Azan kurda, kızan köpek.
Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana.
Bahar güneşinde gelinim, güz güneşinde kızım yansın.
Bahşiş atın dişine bakılmaz.
Bakan göze yasak olmaz.
Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.
Bal olan yerde sinek de olur.
Bal tutan, parmağını yalar.
Balık baştan kokar.
Baskısız gamgıyı (yonga) yel alır.
Başa gelen çekilir.
Bayram etiyle it mi tavlanır?
Bekâra, karı boşamak kolay gelir.
Ben eşek olduktan sonra, kürtün vuran çok olur.
Besle kargayı, oysun gözünü.
Beş parmağın beşi de bir olmaz.
Bey aşı borç, düğün aşı ödünç olur.
Bey buyruğu, fakire kan ağlatır.
Bıçak, sapını kesmez.
Bir ağaçtan okluk da çıkar, bokluk da.
Bir çıplağı, on eşkıya soyamaz.
Bir deliği olan sıçan, kolay tutulur.
Bir elin nesi var? İki elin sesi var.
Bir herif (koca), yedi evlada bedeldir.
Bir inat, bin Murattır.
Bir koltukta iki karpuz taşınmaz.
Bir koyundan, iki post çıkmaz.
Bir kuş, bir çalıya siner (sığınır).
Bir musibet, bin nasihatten iyidir.
Bir tutam ot, deveyi yardan atar.
Biri yer, biri bakar; kıyamet ondan kopar.
Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.
Borcun yoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol.
Borç ödemekle, yol yürümekle tükenir.
Borçsuz çoban, yoksul beyden iyidir.
Boş çuval, dik durmaz.
Boş lâf, karın doyurmaz.
Boş torba ile at tutulmaz.
Boydan kesat, içten fesat.
Boyu kavak, aklı savak.
Bugünün işini yarına koyma.
Buğdayım var deme ambara girmeyince, hayırlı evlâdım var deme yoksulluk görmeyince.
Bulut gidiyor Şam’a davarı dıhın (çekin) dama, bulut gidiyor Urum’a davarı çek örüme.
Bükemediğin bileği öp de alnına koy.
Bülbülü altın kafese koymuşlar da “ah vatan !” demiş.
Büyük balık, küçük balığı yutar.
Büyük başın derdi de büyük olur.
Cahil ile sohbet etme küstürür, cam kırığıyla taharetlenme kestirir.
Can boğazdan gelir.
Can çıkmayınca, huy çıkmaz.
Cana gelecek, mala gelsin.
Canı acıyan eşek, attan hızlı kaçar.
Cins horoz, yumurtada öter.
Çabalayan, çifte gider.
Çala çala bir havaya döner.
Çalış kazan da dosta muhtaç olma, ölürsen düşmanın yesin.
Çam ağacından ağıl, el oğlundan oğul olmaz.
Çarığa bakma, yürüyene bak.
Çarşı iti ev beklemez.
Çatal kazık yere geçmez.
Çenginin ölüsü, çalgıyla kalkar.
Çerçi, yükünde olanı satar.
Çıkacak kan, damarda durmaz.
Çift ilen koyun, geri yanı oyun.
Çiğnemeden yutulmaz.
Çingenenin evinde yoğurt ekşimez.
Çoban iti ne yer, ne yedirir.
Çobanın gönlü olursa, tekeden süt sağar.
Çobansız koyunu kurt yer.
Çocuktan al haberi.
Çok söyleme arsız olur, aç koyma hırsız olur.
Çul içinde aslan yatar.
Dağ başından duman, yiğit başından güman eksik olmaz.
Dağ, dağ üstüne olur da; ev ev üstüne olmaz.
Davasını bilmeyenin şahitliğini yapma.
Davetsiz gelen, döşeksiz oturur.
Davul, dengi dengine çalar.
Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
Dayza, ana yarısıdır.
Dayzanın (teyze) da..ğı olsaydı;dayın olurdu.
Değirmene gelen nöbet bekler.
Deh demeden yürüyen at, buyurmadan tutan evlat, çağırmadan kalkan avrat... işte orda olur devlet.
Dek durana depik (tekme) değmez.
Delikli boncuk yerde kalmaz.
Deliye her gün bayram.
Deliyi ne ...,ne söylet.
Demir tavında dövülür.
Denize düşen yılana sarılır.
Dereyi geçerken at değiştirilmez.
Dereyi görmeden, paçayı sıvama.
Deveci ile görüşen, kapısını büyük açar.
Deveye bindikten sonra çalı arkasına saklanılmaz.
Devlet adama ayağı ile gelmez.
Devletin malı deniz, yemeyen domuz.
Dibi görünmeyen suya girme.
Diken, battığı yerden çıkarılır.
Dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister ya bayramda.
Dimyad’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olma.
Dinsizin hakkından imansız gelir.
Doğmadık çocuğa don biçilmez.
Doğru söyleyeni, dokuz köyden kovarlar.
Doğuran avrat, AZRAİL’İ yenmiş.
Domuzdan toklu doğmaz.
Don, adamı dokuz gösterir.
Dost acı söyler, yüzüne söyler.
Dost, kara günde belli olur.
Dostluk başka, alış-veriş başkadır.
Dostuna çayır çimen, düşmanına çadır göster.
Dostunu yolculukta gör.
Dökülen su, kabını doldurmaz.
Dört paralık adamın, sekiz paralık keyfi olur.
Dövüş başka, güreş başkadır.
Duvarı nem, insanı gam çürütür.
Düğün aşıyla dost ağırlanmaz.
Düğün-bayram el ile, harman savurmak yel ile.
Düğünsüz ev olur, ölümsüz ev olmaz.
Dünya bir, işi bin.
Dünya malı, dünyada kalır.
Dünya ölümlü, gün akşamlı.
Düş, uykudan sonra olur.
Düşenin dostu olmaz.
Düşman, aşağılanırsa başa çıkar.
Düşman, eteğinin altından çıkar.
Düşmanımın düşmanı, dostum olur.
Düşmez, kalkmaz bir Allah'tır (CC)
Düt demeye dudak gerek.
Düven öküzünün ağzı bağlanmaz.
Ecel geldi cihana, baş ağrısı mahana.
Eceli gelen keçi, çobanın ekmeğini yer.
Eceli gelen köpek, cami duvarına işer.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Eken biçer, konan göçer.
Ekin sapta, dene (tane) harmanda belli olur.
Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur.
Ekmeğini kendi yiyen, yükünü kendi kaldırır.
Ekmek elden, su gölden.
El atına binen, tez iner.
El eli ile yılan tutulur.
El ile gelen, düğün-bayram.
El öpmekle ağız pis olmaz.
El yumruğunu yemeyen, kendi yumruğunu değirmen taşı sanır.
El, elden üstündür.
El, eli yur; el de yüzü yur (yıkar).
El, elin nesine; gülerek gider yasına.
Eldeki yara, yarasıza duvar deliği.
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.
Eli boşa “ağa uyur”, eli doluya “ağa buyur” derler.
Elin ağzı torba değil ki büzülsün.
Elin iyisi, itin dayısı olmaz.
Eliyle eden, boynuyla çeker.
Emanet eşeğin, yuları gevşek olur.
Emanetin gözü yerde olur.
Er ekme don alır, geç kalma yer kurur.
Er evlenen döl alır, erken kalkan yol alır.
Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.
Erim er olsun da, yerim çalı dibi olsun.
Erinenin oğlu, kızı olmaz.
Esirgenen göze çöp batar.
Eskisi olmayanın yenisi olmaz.
Eşeğe gücü yetmeyen semerini döver.
Eşeği dama çıkaran kendisi indirir.
Eşeği süren, osuruğuna katlanır.
Eşeği yoldan çıkaran, sıpanın oynâmasıdır.
Eşeğin ürkeği insanın korkağı çok yaşar.
Eşek baş olunca, son hayır olmaz.
Eşek dağda ölse, zararı eve gelir.
Eşek hoşaftan ne anlar; suyunu içer, tanesini kor.
Eşek, eşeği ödünç kaşır.
Eşekten doğma katır; ne hal anlar, ne hatır.
Eşekten doğma katır; ne hâl anlar, ne hatır.
Eşiğin dışı, gurbettir.
Et giren yere, dert girmez.
Et kanlı, yiğit canlı gerektir.
Et yiyenin, eti yenmez.
Et, ne kadar arık olsa da ekmek üstüne yakışır.
Et, tırnaktan ayrılmaz.
Etle tırnak arasına girilmez.
Ettiğin hayır, ürküttüğü kurbağayı değmez.
Ev danası boğa olmaz.
Evi ev eden avrat, evi şen eden evlat.
Evin olmuş, avın olmamış neye yarar.
Evladın var mı, derdin var.
Evlenenle ev yapana ALLAH yardım eder.
Fazla mal, göz çıkarmaz.
Felek, kimine kavun yedirir; kimine kelek.
Fukaradan sakın kaç; devletliye dokun geç.
Fukaranın ahı, kahreder şahı.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.
Gafil çobana, dağ-taş kurt kesilir.
Gece gözü, kör gözü.
Geçinemeyen evlat, babasının gününü metheder.
Gönül kimi severse, güzel odur.
Görünen dağın uzağı olmaz.
Görünen köy, kılavuz istemez.
Göt yaşarmayınca balık tutulmaz.
Gözü denede (tane) olan kuşun, ayağı tuzaktan kurtulmaz.
Güç gelince, hak kapıdan çıkar.
Gün geçer, kin geçmez.
Gün varken davarını eve götür.
Güneşte yarık yok, beyde caymak yok.
Güzellik ondur, dokuzu dondur.
HAKK deyince, akan sular durur.
Harman sürmek, keçinin işi değildir.
Harmana giren terler.
Harmanda dirgen yiyen sıpa, yılına kadar acısını unutmaz.
Hastaya kar sorulmaz.
Haydan gelen huya gider, çaydan gelen suya gider.
Hayvan yularından, insan ikrarından tutulur.
Hazıra dağ mı dayanır?
Her deliğe elini sokma; kiminden yılan kiminden çıyan çıkar.
Her horoz kendi küllüğünde öter.
Her koyun kendi bacağından asılır.
Her kuşun eti yenmez.
Her yerde okka dört yüz dirhem.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
Her yokuşun bir inişi olur.
Herkes kaşık yapar ama, sapını yapamaz.
Herkes sakız çiğner ama, çingene kızı tadını çıkarır.
Herkesin gülü kendine kokar.
Hesabını bilmeyenin koyununu gütme.
Hırsıza kilit olmaz.
Hırsıza, beylerin de borcu vardır.
Hızlı giden atın boku seyrek düşer.
Hızlı sağanak tez geçer.
Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
Horozu çok olan evin, sabahı geç olur.
Irmak kenarına çeşme olmaz.
Irmaktan geçerken at değiştirilmez.
Isıracak it, dişini göstermez.
Ismarlama, sorma.
Issız eve it buyruk.
İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.
İki emini, bir yemin yaralar.
İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur.
İmam osurursa, cemaat s.....
İnek buzağılarken, öküzün g... çıkar.
İnek gibi süt vermeyen, öküz gibi çift sürer.
İnsan beşer, şaşar.
İnsanın alacası içinde, hayvanın alacası dışında.
İnsanın eti yenilmez, derisi giyilmez, tatlı dilinden başka neyi var ki ?
İnsanın tatlısı kayın, hayvanın tatlısı koyun.
İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
İp kırıldığı yerden ulanır.
İreçper (rençber) kırk yılda, tüccar kırk günde.
İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü kara.
İş de sabahınan (sabahleyin), aş da sabahınan.
İş olacağına varır.
İşleyen demir paslanmaz.
İşten artmaz, dişten artar.
İt giderse, boku da gider.
İt kağnı gölgesinde yürürken, onu kendi gölgesi sanır.
İt ürür, kervan yürür.
İte dalanmaktansa çalıyı dolanmak daha iyidir.
İti öldürene sürütürler.
İtin adını an, değneği yanına al.
İtin kulağını kesmezsen, kendini enik sanır.
İtin osurmasıyla deniz bulanmaz.
İtin ürümesiyle, çerçi eşeğini atıp kaçmaz.
İyi adam, sözün üstüne gelir.
İyi evlat babayı vezir, kötü evlat rezil eder.
İyi olacak hastanın ayağına doktor gelir.
İyiliğe iyilik her kişinin hakkı, kötülüğe iyilik er kişinin hakkı.
İyiliğe iyilik olsaydı boz öküze bıçak olmazdı.
İyilik yap denize at, balık bilmezse; HALİK (Hâlık) bilir.
Kabahat öldürende değil, ölendedir.
Kabın varsa kalaydan, kızın varsa halaydan koma.
Kadın döşekte, çocuk beşikte sevilir.
Kalaylı bakır, küflenmez.
Kalın incelenene kadar, incenin canı çıkar.
Kalmış kağnıyı koca öküzler çeker.
Kambersiz düğün olmaz.
Kancık yalanmayınca, köpek dolanmaz.
Kanı kanla yumazlar (yıkamazlar), kanı suyla yurlar.
Kapalı ağza sinek kaçmaz.
Kar kandırmaz (susuzluk gidermez), kavurga karın doyurmaz.
Kara haber tez duyulur.
Karga bok yemeden duramaz.
Karıncanın ölümü gelince kanatlanır.
Karını kaynına, parayı koynuna emanet et.
Karısının kırığını kocası, bacısının kırığını kardeşi getirir.
Karmanın koyunu, sonra çıkar oyunu.
Karnı tok it, gölgede yatar.
Kavun, karpuz yata yata büyür.
Kayış bilir, çift ne çeker!
Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Keçi geberse de kuyruğunu dik tutar.
Keçinin çıktığı yere oğlağı da çıkar.
Kedi yetişemediği ciğere “mundar” der.
Kedinin boynuna ciğer asılmaz.
Kendinden büyük öküz ile vuruşma ki, boynuzu g.tüne girer.
Keskin sirke küpüne zarar verir.
Keskin yel gün batanaca, arsız avrat el yatanaca.
Keyfeni, yemeğin buharından doyar.
Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz.
Kıldan onsa keçi onardı.
Kılıç kınını kesmez.
Kır atın yanında duran, ya huyundan ya da suyundan kapar.
Kısmetin iyisi yere düşer.
Kısmetse gelir Hint’ten, Yemen’ den; kısmet değilse ne gelir elden?
Kısmetsiz it, kurbanda sılaya gider.
Kış düşü, boş düşü.
Kız ver hasım ol, it ver hısım ol.
Kızını dövmeyen, dizini döver.
Kızını gönlüne bırakırsan; ya davulcuya, ya da zurnacıya varır.
Kimse kimsenin kısmetini yiyemez.
Kimsesiz kuşun yuvasını ALLAH yapar.
Kişi, ektiğini biçer.
Komşu, komşunun külüne muhtaçtır.
Komşunun bocuğunu çalan, gece takar.
Komşunun iti, komşuya ürümez.
Komşunun tavuğu komşuya kaz, avradı da kız görünür.
Kork ALLAH’TAN korkmayandan.
Korku dağları bekletir.
Korkunun ecele faydası olmaz.
Koyunun bulunmadığı yerde keçiye “Hacı Abdurrahman Çelebi”denir.
Köpeğe gem vurma ki, kendini at sanır.
Köpek bile yal yediği kaba pislemez.
Köpek, yal yediği kapıyı bilir.
Köpeksiz köyde eli değnekli gezilmez.
Köpeksiz sürüye kurt dalar.
Kör bıçak ele yavuz, kötü avrat dile yavuz.
Kötü komşu, insanı hacet sahibi eder.
Köylü bokundan tezek olmaz.
Köylü, “misafir almam” demez; “konacak konak yoktur” der.
Kurt puslu havayı sever.
Kurt, ininin üstünden koyun yemez.
Kuru gayret, çarık eskitir.
Kuşa süt nasip olsa, anasından olurdu.
Kuşu, kuşla avlarlar.
Lâf lâfı açar.
Lâfla pilav pişerse, dağ kadar yağı benden.
Layık olmayan başa taş değmez.
Leyleğin ömrü lak lakla geçer.
Lokma bile çiğnemeden yutulmaz.
Mal bulunur, can bulunmaz.
Mal malı yer, dal dal olur.
Malı ongun olanın adı angın olur.
Malın iyisi suya yakın, en iyisi eve yakın.
Mart gönlü, dul avrat gönlü.
Mart kapıdan baktırır, kazma, kürek yaktırır.
Mart martlatır, tavuk yumurtlatır.
Merhametten maraz doğar.
Meyveli ağacı taşlarlar.
Mızrak çuvala sığmaz.
Minareyi çalan, kılıfını hazırlar.
Misafir, kısmeti ile gelir.
Misafir, umduğunu değil; bulduğunu yer.
Mühür kimde, “Süleyman” o dur.
Ne alçakda dur basıl, ne yüksekde dur asıl.
Ne dağda bağım var, ne tiki ile davam.
Ne doğrarsan aşına, o çıkar karşına.
Ne ekersen onu biçersin.
Ne kadar emek, o kadar yemek.
Ne verirsen elinle, o gider seninle.
Nerede birlik, orada dirlik.
Nerede çokluk, orada bokluk.
Nisan yağar sap olur, mayıs yağar çeç olur.
Od düştüğü yeri yakar.
Oduncunun gözü omçada, dilencinin gözü çömçede olur.
Oğlan dayıya,kız bibiye çeker.
Oğlum gelinimi don yurken, damadım kızımı ekmek yaparken görsün.
Oğlunu seven hocaya, kızını seven kocaya vermez.
Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.
Olsa ile bulsayı ekmişler de, hiç çıkmış.
Orospu kendine eş, hırsız kendine yoldaş arar.
Orospu tövbe tutmaz.
Osurgan kancıktan kurtçu enik doğmaz.
Osuruklu g... arpa çöreği mahana (bahene).
Otu çek, köküne bak.
Ödünç güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir.
Öğme ki bey olasın.
Öksüz hırsızlığa çıksa, ay akşamdan doğar.
Öküze boynuzu yük değil.
Öpülecek el, ısırılmaz.
Parayı veren düdüğü çalar.
Parayı zaptetmek, deliyi zaptetmekten zordur.
Pekmezi küpten, avradı kökten al.
Perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir.
Pilav yemeye giden, kaşığını yanında götürür.
Pire itte, bit yiğitte bulunur.
Sabahın kızıllığı akşama hoş, akşamın kızıllığı sabaha kış.
Sabanın tutacağına yapışan el aç kalmaz.
Sabır sonu selamettir.
Saç sefadan, tırnak cefadan uzar.
Saçı kesikle gitme yola, başına getirir belâ.
Sağılır ineğin buzağısı kesilmez.
Sağır duymaz, yakıştırır.
Sahipsiz eşeği kurt yer.
Sakın aprıl (nisan) beşinden, camızı ayırır eşinden.
Sakla samanı, gelir zamanı.
Samanlıktaki ite kurşun değmez.
Sana vereyim bir öğüt, kendi ununu kendin üğüt.
Sarı ineği gören de içi dolu yağ sanır.
Sebepsiz kuş uçmaz.
Sekmen ayak ayak çıkılır.
Sel ile gelen, yel ile gider.
Sen dost kazanmaya bak, düşmanı anan doğurur.
Sevişip dostuna, boşanıp kocana varma.
Seyrek gidersen dostuna, kalkar ayak üstüne.
Sıcağa kar mı dayanır?
Sinek küçük ama mide bulandırır.
Sofra Murattır, yemeyen nâmerttir.
Sofrada elini, mecliste dilini tut.
Sokma akıl, sekiz adım geri gider.
Son pişmanlık fayda vermez.
Sona kalan dona kalır.
Sonradan görme ile gâvurdan dönmeden korkulur.
Sora sora Bağdat bulunur.
Söz ağızdan bir kere çıkar.
Söz gümüş ise sükut altındır.
Sözü söyle alana, kulağında kalana.
Su akarken testiyi doldurmalı.
Su bulanmazsa durulmaz.
Su küçüğün, sofra büyüğün.
Su testisi, su yolunda kırılır.
Su uyur, düşman uyumaz.
Su, aka aka yolunu bulur.
Su, başından kesilir.
Suyu döv döv olur mu şeker! Cinsi bozuk, cinsine çeker.
Suyun durgun akanından, insanın yere bakanından korkulur.
Sükût ikrardan gelir.
Sürüden ayrılanı kurt kapar.
Sütsüz koyun, meleğen olur.
Şaşkın ördek, götünden dalar.
Şeriatın kestiği parmak acımaz.
Şimşek çakmadan gök gürlemez.
Şiş ateşe sokulunca, suçlu suçunu anlar.
Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.
Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın.
Tarlayı koçan değil, kotan zapt eder.
Taş yerinde ağırdır.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.
Tatlı tatlı Yemenin, acı acı çıkarması olur.
Tatsız aşa tuz neylesin, akılsıza söz neylesin ?
Tavuk giderse, boku da gider.
Tavuk gitti, boku bitti.
Tek kanatlı kuş uçmaz.
Temelsiz bina tez yıkılır.
Temiz iş altı ayda çıkar.
Testiyi kıran da bir, suyu getiren de.
Tırnağın var ise başını kaşı.
Tilkinin dönüp, dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır.
Tilkinin pazarda işi nedir?
Tok ağırlaması güçtür.
Tok, acın halinden ne anlar?
Toprağı işleyen, ekmeği dişler.
Turpun sıkından, seyreği iyidir.
Türk’ün aklı başına sonradan gelir.
Türkmen’in göçü gide gide düzelir.
Tüy güzelliği hamamdan eve kadar, huy güzelliği Urum’dan Şam’a kadar.
Ucuz etin çorbasını it içer.
Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti.
Ulu sözü dinlemeyen ulur.
Ulûl emre itaat gerektir.
Uyuyanın, oturana dokuz osuruk borcu vardır.
Uyuz itte kıllı daşak ne arar!
Üç göç, bir yangın yerini tutar.
Üçlenmemiş tarlayı eken, olmamış biçer.
Ürümesini bileyen it, sürüye kurt getirir.
Ürüzgâr (rüzgâr) esmeyince yaprak kımıldamaz.
Ürüzgârlı(rüzgârlı) havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu.
Üveye etme özünde bulursun, geline etme kızında bulursun.
Üzüm, üzüme baka baka kararır.
Vakit, nakittir.
Vakitsiz öten horozun başını keserler.
Var evi kerem evi, yok evi verem evi.
Varını veren, utanmamış.
Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun dardır yolun.
Verip de pişman olmaktansa, vermeyip düşman olmak daha iyidir.
Verirsen doyur, vurursan duyur.
Vurma el ucuyla, vururlar var gücüyle.
Ya bu deveyi güdersin, ya bu deveyi güdersin.
Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin.
Yabancı it, yedi mahalleden kovulur.
Yabancı koyun kenarda yatar.
Yağ yiyen it, tüyünden belli olur.
Yağına kıyamayan, çöreğini yoz yer.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Yalnız öküz çifte koşulmaz.
Yalnızlık ALLAH’Â (CC) mahsustur.
Yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin boşa, birin sat.
Yanlış hesap Bağdat’tan döner.
Yar yıkıldığı gün tozar.
Yarası olan gocunur.
Yarım hekim candan, yarım hoca dinden eder.
Yastık değişmeyle talih değişmez.
Yatan ölmez, vadesi yeten ölür.
Yavuz itte yara eksik olmaz.
Yazın abanı sırtından koyma da, kışın ister al ister alma.
Yazın gölge hoş, kışın çuval boş.
Yel kayadan ne koparır.
Yeler onmaz avcı, aç kalır bağcı; hırsız olur değirmenci.
Yemeyenin malını yerler, kötü kişinin avradını döverler.
Yenilen güreşe doymaz.
Yerine düşmeyen gelin yerine yerine, enine düşmeyen esvap sürüne sürüne eskir.
Yerli kaya, yerinden ığramaz (oynâmaz).
Yiğidin sözü, demîrîn kertiği.
Yitik bulununca, emek zâyi olmaz.
Yiyen bilmez, doğrayan bilir.
Yoksulluk, haksızlık getirir.
Yol bilen kervana katılmaz.
Yol taşlıysa tekerin sesine bakılmaz.
Yolunu kaybedene köpek sesi, bülbül sesinden hoş gelir.
Yoluyla giden yorulmaz.
Yorgun eşeğin “çüş” canına minnet.
Yumuşak atın çiftesi pektir.
Yurdun otlusundan, kutlusu daha iyidir.
Yuva bozanın yuvası bozulur.
Yuvayı dişi kuş yapar.
Yük altında eşek anırmaz.
Zenginin malı, fukaranın çenesini yorar.
Zor, oyunu bozar.
Zorla ava giden it, bu kadar avlanır.
Zorla güzellik olmaz.
Zorla sürüye giden it, koyunu kurda yedirir.

Ahmet KARAASLAN


 
Facebook beğen
 
 
Siz 144719 ziyaretçiziyaretçimizsiniz
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol