KAYSERİ VE ÇEVRESİNDE KUZUGÜDENLİ AŞİRETİ VE EŞKIYALIK OLAYLARI

 

KAYSERİ VE ÇEVRESİNDE KUZUGÜDENLİ AŞİRETİ VE EŞKIYALIK OLAYLARI
 
(Doç. Dr. Mehmet Metin HÜLAGÜ, Erciyes Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi)
 
Eşkıyalık olayları insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Bu olgudan geçmişte olduğu gibi yakın tarihimizde Anadolu kentleri de nasibini almıştır. Özellikle Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde eşkıyalık hareketleri büyük bir artış göstermiştir.
Anadolu’da eşkıyalık hareketlerinin meydana geldiği yerlerden birisi de değişik türden birçok aşîret mensubunun yaşadığı Kayseri sancağı ve çevresi olmuştur.
On dokuzuncu asırda Kayseri sancağı ve çevresinde eşkıyalık hareketleri noktasında dikkat çeken aşiretlerinden birisi ise Kuzugüdenli aşiretidir. Türkmen topluluğundan olan Kuzugüdenli aşîreti mensupları Kayseri sancağı ve çevresinde uzun yıllar eşkıyalık yolu ile halka zulmederek mallarını gasp etmekten, sancağın huzur ve sükûnunu bozmaktan çekinmemişlerdir.
Anadolu’da, Kuzugüdenli aşîreti örneğinde olduğu gibi, eşkıyalık edenlerin hareketleri sadece eşkıyalık ve yol kesicilik yahut hırsızlık suretiyle insanların maddî anlamda mal ve servetlerini almak ve çalmakla da sınırlı kalmamıştır. Halkın eşya ve hayvanlarını almanın, ziraat ve ticaretlerine sekte vurmanın ötesinde ahaliden bir kısmına hakarette bulunmak, şiddetli biçimde dövmek, çırılçıplak soymak, namuslarını kirletmek, idam etmek suretiyle kendilerini öldürmek yahut ağır derecede yaralamak, hanelerini yakmak ve dolayısıyla ailelerin dağılmasına sebep olmak gibi manevî anlamda zarar vermek şeklinde de seyretmiştir. Maruz kalınan bu katliam ve yağmalar nedeniyledir ki genel anlamda Anadolu’da, özelde ise Kayseri ve çevresinde, dönem dönem insanların can ve mal güvenliği ortadan kalkmıştır.
Bu dönemde Anadolu’da eşkıyalık olaylarının artmasının gerisinde merkez ve taşrada idarî anlamda meydana gelen bozukluk ve boşluklar birinci derecede rol oynamış gözükmektedir. Devletin giderek güç ve kuvvetten düşmesi, içte ve dışta fırsat kollayan mütecavizlere ciddi anlamda karşı koyamaması bu tür olaylarının genişlemesine ve etkinleşmesine yol açmış, neticede hem devlet ve hem de toplum bu tür hareketlerden ciddi anlamda zarar görmüşlerdir.
Kayseri sancağı, devletçe izlenen iskân siyaseti gereği, tarihî seyri içerisinde Anadolu kentleri arasında dikkat çekici bir boyutta aşîret çeşidine ve nüfusuna sahip olmuştur. Yirmi dört Oğuz boyundan her boya mensup iki yüz seksen dört aşiret-oymak ve cemaatin Kayseri ve çevresine yerleşmiş olduğu görülür.
Kayseri sancağı, muhtelif türden aşiret-oymak ve cemaatin yanında, aynı zamanda Ermeni ve Rum nüfusunun da ağırlıklı olarak yaşadığı yerleşim yerlerden birisidir. Toplumsal yapıdaki bu çeşitlilik, bölgede hayat süren farklı boy ve kollardan aşiret, Müslim ve gayr-i Müslim unsurlar ile daha da nazik bir durum kazanmıştır. Ayrıca bölgede göçebe hayat tarzının, isteyerek veya istemeyerek, benimsenmiş bir yaşam tarzı haline gelmiş olması; değişik cezalarla şehrin bir kısım suçluların sürgün mahalli olarak benimsenmesi; olumsuz iklim şartlarının zaman zaman bölge insanlarını kıtlık ve hastalık gibi ciddi sıkıntı ve sarsıntılarla karşı karşıya bırakması ve sair nedenlerledir ki Kayseri sancağı civarında tasallut ve eşkıyalık olayları, dönem olarak üzerinde durduğumuz on dokuzuncu asrın ortalarında olduğu gibi, her zaman için kolaylıkla meydana gelebilmiştir.
Kayseri sancağı ve çevresinde eşkıyalık hareketinde bulunan ve halka zulmedip mallarını gasp eden aşiretlerden birisi de Kuzugüdenli aşîreti olmuştur.
Kuzugüdenli aşîreti Türkmen topluluğundan olup Adana sahilleri ve Yüreğir kazası, Tarsus havalisi, Sivas sancağında Yeni İl kazası, Niğde, Rakka ve Kayseri’de yerleşmiş ve yaşamıştır.
Eşkıyalık hareketleri içerisinde Kuzugüdenli aşiretinin varlığı daha ziyade Yeni İl aşiretleri mensuplarından olup Kayseri sancağında oturanlar açısından dikkat çekicidir. Bu aşîret mensupları arasında, farklı zamanlarda farklı oranlarda olmakla birlikte, her zaman için hırsızlık ve yol kesicilikte bulunan kimseler yer alabilmiştir.
Ele alınıp incelenen konu ile ilgili belgelerde her ne kadar eşkıyalık veya eşkıya tabirlerine yer verilmişse de bu şekilde tabir edilen kelimelerden kasıt bu işi bir yaşam tarzı haline getirerek veya ulaşmak istediği hedefe varmanın bir yolu olarak değerlendirerek kurulu düzen veya merkezi otorite ile karşı karşıya gelmek, ona başkaldırmak, onunla süreli veya süresiz bir çatışma içerisine girmek değildir. İleriki satırlarda yer alan örneklerden de anlaşılacağı üzere, bu tabirler sınırlı bir anlam yükü ile karşımıza çıkmaktadır. Belgelerde eşkıyalık, eşkıya veya şakilik ve şaki diye tanımlanan hareketler daha çok idarî ve iktisadî bozukluklar yanında sosyal duyarsızlıklar ve bencil yaşam biçiminden kaynaklanmış olup, kurulu düzenle çatışmayı hiçbir zaman için hedef olarak benimsememiştir. Eşkıyalık eden veya etrafa tasallutta bulunan kimseler belirli bir aşiretin üyesi olmak, muayyen bir guruba ait bulunmakla birlikte bu tür davranışları kendileri ile sınırlı kalmış, olumsuz hareketleri mensubu bulundukları aşîreti hiçbir zaman için ilzam etmemiştir. Bilakis aşiretin önde gelenleri menfî davranışlar sergileyen üyelerini o tür hareketlerde bulunmaktan caydırmak, gerekirse cezalandırmak yoluna gitmişlerdir.

 
Facebook beğen
 
 
Siz 144710 ziyaretçiziyaretçimizsiniz
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol