DEYİM VE KELİME GRUPLARIMIZ

 

Açlığından değirmen bekler, kabadayılığından hak almaz.
Adam kıtlığı.
Adını sen de
Ağır basmak: a) Tartıya göre normalden fazla gelmek, b) Başkasını etkilemek.
Ağır otur, batman götür.
Ağırdan almak
Ağız aramak: Karşısındakinin niyetini öğrenmek için söyletmeye çalışmak.
Ağız birliği etmek: Önceden anlaşmak.
Ağzı torba değil ki büzesin: Yapılan dedikodulara engel olunamayacağını anlatır.
Ağzına bir kemik atmak: Susması için pay vermek.
Ağzına bir parmak bal çalmak: Birini oyalayıcı sözlerle ikna etmek.
Ağzından bal akmak: Çok tatlı ve hoşa gidici konuşma yapmak.
Ağzından çıkanı kulağı duymamak: Düşüncesizce konuşmak.
Ağzından girip burnundan çıkmak: Çok dil dökerek karşısındakini kandırmaya çalışmak.
Ağzını bıçak açmıyor: Çok üzüntülü olduğunu anlatmak için kullanılır.
Ail’ye edik, Veli’ye düdük oldu!
Alnını karışlarım :Herhangi bir konuda kendine rakip olamayacağını belirtmek için söylenir.
Altından bir çapanoğlu çıkmasın!: Sonunda İşin aleyhe olacak bir durum kaygısını belirtir. 
Aman Allah! ile tay öğretmek: Çok önemli ve zor bir işi yaparken, dikkatini dağıtan kimseye engel olmaması gerektiğini belirtmek için söylenir.
Aman derim (ha !) Sakın öyle bir şey yapayım deme!
Ana, derdine yana; baba, sarığı kaba.
Anadan doğma: Çırıl çıplak.
Analık, çörek verir üstü yanık, tabak verir altı delik, kaşık verir sapı kırık, ayran verir bozbulanık :Analığın, hiçbir zaman üvey evladı sevemeyeceğini anlatır.
Anamdan emdiğim bunumdan geldi:Bir işi yaparken çok sıkıntı ve zahmet çektiğini belirtmek için söylenir.
Anası ne ki, danası ne olsun?
Anasının nikahını istiyor: Değerinden çok fazla fiyat söylüyor.
Apık sapık konuşuyor (abuk sabuk) :Birisine saçma sapan konuştuğunu belirtmek için söylenir.
Arabası düze çıktı: Hiçbir zorluğu ve güçlüğü kalmadı, minneti yok.
Aralarında karlı dağlar var : İki şeyi karşılaştırmada çok büyük farklarının olduğunu belirtir.
Arap, kırk senede hayıfını almış da “eyvah öğdüm” demiş.
Arlı arından utanmış; arsız, “benden korktu” demiş.
Arpaya katsan at yemez, kemiğe katsan it yemez.
Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık!
Aşık atmak: Birisiyle yarış etmek.
At izi, it izine karıştı: İyi ile kötü birbirinden ayrılamaz hale geldi. Her şey karma karışık oldu.
Atı alan, Üsküdar'ı geçti: Artık fırsat elden gitti.
Atı çaldırdıktan sonra ahırın kapısını kapadı: İş, işten geçtikten sonra tedbir aldı.
Atın işeyene kadar kamçını bana ver: O anda kendisine çok gerekli bir şeyin başkası tarafından istendiğinde onun kendisine çok gerekli olduğunu belirtmek için söylenir.
Avrat ağızlı :Hanımının sözünden çıkmayanlar için kullanılır.
Ay belli, hesap belli; iki tekenin dört d...ğı.
Ayaz paşa kol geziyor ışarıda çok fazla soğuk var.
Ayranı yok içmeye, at ile gider sı...:Fakir olup da zengin gibi davrananların kınandığını belirtir.
Azık bükmek :Azık hazırlamak.
Azrail ile gardaş olsan kaç sene yaşayacaksın!
Baba oğula bir bağı bağışlamış, oğul babaya bir çirtim üzümü vermemiş.
Bahar güneşinde gelinim, güz güneşinde kızım yansın.
Bana bir koca lazım, o da bu gece lazım. Yarına belki benimki de gelir.
Bana değmeyen yılan, bin yaşasın.
Başını yesin: O şey, ölümüne sebep olsun anlamında bedduâ.
Ben diyorum: “Kazova’nın hıyarı”; sen diyorsun: “kalın ucu g....me” 
Ben kumaşımın huyunu bilirim: Birisinin, başka biri hakkında yaptığı tahmininin doğru çıktığında söylenir. " Ben sana söylememiş miydim ?" anlamında kullanılır.
Beri benzer :Öyle herkes, her adam, her babayiğit anlamlarında kullanılır.
Besle kargayı oysun gözünü :İyiliği bilmeyen birisine ne kadar iyilik etsen de sonunda sana hep kötülük düşünür.
Besledik, yetirdik danayı; tanımaz oldu anayı: İyilik yapılan birisinin, hâli vakti düzelince, geçmişte kendine yapılan iyilikleri unuttuğunu belirtmek için söylenir.
Beş kardeş :Tokat, şamar.
Bilirim bacım bilirim:Hem akıl danışıp hem de "tavsiyelerini zaten biliyordum" tavrını sergileyenlerin aslında bilmedik-lerini vurgulamak için kınama sözü.
Bilirim yel değirmeni ama, suyu nereden geliyor?: Her şeyde bilgiçlik taslayan, aslında bilgisi bulunmayanların o konudaki durumlarını belirtmek için söylenir.
Bir arpadan denelemek: Her şeyden nem kapanlar, önemsiz olaylardan etkilenenlerin durumunu anlatır.
BİR tahtası noksan: Normal düşünemeyenlerin durumunu anlatmak için söylenir.
Biri acından ölmüş, öteki "ekmeği var mı diye cebini yoklamış”:Kimse, kimsenin halini bilmez; herkes kendi çıkarını düşünür.
Biti kanlandı araca durumu düzeldi, kimseye minneti kalmadı anlamında.
Biz de çok itlik yaptık ama, senin gibi yol kenarında yatmadık:Birisine yaptıklarının kabul edilmez olduğunu belirtmek için söylenir.
Bizim dana eve gelir ama, mahallenin piçleri koymuyor ki !..
Boklu da çamurluya gülermiş.
Boydan kesat, içten fesat:Boyca kısa olanların genelde fesat yapılı olduğunu belirtir.
Boyu kavak, aklı savak.
Böyle gelmiş, böyle gider.
Bu abdestle daha çok namaz kılınır :Küçümsenen, azımsanan bir şeyin daha çok işe yarayabileceğini anlatır.
Burnu yere düşse, eğilip almaz! Çok kibir ve gururu anlatır.
Camızın göle s..tığı gibi.
Cana gelecek, mala gelsin.
Ceddine rahmet :Bahsedilen bir konuda kendi düşüncesini destekler ifade kullanan kişinin doğru konuştuğunu belirtmek için tasdik sözü.
Cılkı çıktı :Bu konu, uzun süre konuşuldu önemi kalmadı, çok sulandırıldı.
Cızılamaz kağnı:İş görürken çok yavaş hareket edenlere söylenir.
Cin çalıyor, cingan (çingen) oynuyor. 
Ça dediği keçi olsa, dağ-taş keçi olurdu :Onun her sözüne güvenilmez, yalancının biridir.
Çakamaklık çabutum kalmadı: Yağmurda çok ıslandığını anlatır.
Çalış kazan da dosta muhtaç olma, ölürsen düşmanın yesin.
Çapanoğlunun abdest suyu :Genellikle içilecek şeylerin öz niteliklerini kaybettiğini anlatır.
Çenteme (çantama) sı... Da, çerezin senin olsun:Kötülük yapma da, iyiliğini istemem.
Çiğ yemedim ki karnım ağrısın:Bir suçum yok ki korkayım.
Çiril çiril bakmak:Uykuya yatanın daha uyumadığını, uyanık olduğunu anlatır.
Çirkin, sen şurada dur da; ben bir güzel arayayım:Bir alış-verişte veya iş yapmakta biriyle anlaşmışken; daha çok yararlanabileceği gizlice bir iş peşinde koşanları kınama sözü.
Çömlek demiş “dibim altın” kaşık demiş “girdim, çıktım”.
Çöplük horozu : Güzele çirkine aldırmayan.
Dağdan gelip, bağdakini kovmak: Sonradan gelip yerleştiği bir yerde, evvelkilerden daha fazla hak iddia edenlere söylenir.
Dah dah delisi :Ne yaptığını bilmeyen, şaşkın.
Damla damlatmak:Sıvı ilâçlardan buruna veya kulağa damlatma işi.
Dediği dedik, çaldığı düdük:Hep kendi bildiklerinin doğruluğunu savunan kimselere söylenir.
Deli kızın çeyizi gibi :Ortalığın düzensizliğini, çok dağınık olduğunu anlatır.
Delik büyük, yama küçük :Eldeki imkanların gerekenden az olduğunu anlatır.
Deme gitsin: Anlatılamaz, anlatılması imkansız.
Deve düdük çalar mı?
Devede kulak: Önemsenmeyecek derecede az.
Deveye “inişi mi sevesin, yokuşu mu” demişler; düze “kıran mı girdi?” demiş.
Dışı seni, içi beni yakar: Her şeyin dışından göründüğü gibi olmadığını belirtir.
Dikine dikine gitmek :Bir işin oluruna değil de, inadına aksi davrananların durumunu anlatır.
Dilenci vapuru gibi :Yolda çok sık durup yolcu toplayan taşıtların durumunu anlatır.
Dilimde tüy bitti :Söyleye söyleye bıktım, usandım.
Dilimin ucunda: Söylemek istediğini hatırlayacak gibi olup da hatırlayamamak.
Dişmin kovuğuna bile yetmez: Bana çok az gelir.
Doğuran kısrak utansın : Birisinin kötü işine vesile olanların, bu işten asıl utanması gerektiğini belirtir.
Dövüş başka, güreş başka : Her şeyin kendine göre
Dün bir, bugün iki : Ne kadar zaman geçti ki? Daha ne oldu ki? Çok az bir zaman geçtiğini belirtir.
Dünya Hz. Süleyman’a bile kalmamış.
Düşmez, kalkmaz bir Allah'tır (CC) : İnsanların başlarına her türlü felaketler ve kötü durumlar gelebileceğini anlatır.
Düt demeye dudak gerek.
Düttürü Leylâ: Ciddi olmayan acayip giyimli, hafif kadınlara söylenen ayıplama biçimi.
Eğri düzü beğenmez, bu da bizi beğenmez.
Eğri otur, doğru konuş.
Eğriyim neden korkarım, doğruyum neden korkarım.
Ekmediğin yerde biter: Her taşın altından çıkar. Hiç istemediğin yerde karşına çıkar, canını sıkar.
Ekmeğini taştan çıkarır: Çok becerikli, geçimini sağlamada her türlü işi yapabilir.
Ekmek elden, su gölden.
Eksik etek: Kadınlardan bahsedilirken, çaresiz ve aciz olduklarını belirtir.
Ektiğim nohut, biçtiğim nohut. Şehre gittin de gudeme mi oldun; içine s..tığım nohut!..
El bağından teskere doldurmak: Başkalarının malından cömertçe bağış yapıldığını anlatır.
El deliye, biz akıllıya hasretiz: Ailede herkesin doğru bir iş yapmadığını anlatır.
El ile gelen düğün, bayram: Herkesin (toplumun) başına gelen sıkıntılara katlanmaya mecburuz anlamındadır.
El mi yaman, bey mi yaman?
El yordamıyla :El alışkanlığının kolaylığı ile.
Eli ekmek tutmak: Geçimini sağlayacak duruma geldiğini belirtir.
Eli pancar doğramak:
Elim gümreşiyor: Kendine gel, seni dövmek için bahane arıyorum anlamında tehdit.
Elimi sallasam ellisi: Ben istedikten sonra dilediğim kadar bulurum.
Elli etekçi, dokuz kötekçi : Önce yalvararak ister çağırır; zorla getirir, bensiz edemez, geldikten sonra da kovmak için bahane arar anlamındadır.
Erim erim eridi: Çok zayıfladı, kötürüm oldu.
Esdek keresdek: Birbirini tutmayan anlamsız sözler söylendiğini anlatır.
Eski çamlar bardak oldu: Devir değişti, eskiden geçerli olanların hükmü kalmadı.
Eski tas, eski hamam.
Eşeğe “cilve yap” demişler, tekme atmış.
Eşeği düğüne davet etmişler “ya odun eksik, ya su” demiş.
Eşek sudan gelene kadar döverim: Acımadan, iyice döverim tehdit yollu ikaz.
Eşekten doğma katır; ne hâl anlar, ne hatır.
Eti senin, kemiği benim: Bütün yetkilerimi sana devrediyorum.
Ettiğin hayır, ürküttüğün kurbağayı değmez: Verdiğin zarar, yaptığın iyilikten daha fazladır.
Evli evine, köylü köyüne
Ezelden eşek Türkmen ezelden: İş, işten geçtikten sonra geriye dönüşün olamayacağını anlatır.
Gallan gup: Apar topar.
Gannip olmak: İhtiyaçtan fazlasını elde etmek, gereğinden fazlasına sahip olmak anlamındadır.
Gavur oğlağı gibi boğazlarım : Anne ve babaların çocuklarını "hiç acımadan öldüresiye döverim" anlamındaki tehdit yollu uyarı sözleri.
Gavura kızıp, orucunu bozmak :Kendisine yaptığı zararın başkasını hiç etkilemediğini anlatır.
Gayıl olmak
Geklik azması : Onikiparmak bağırsağında meydana gelen ekşime.
Geleceği varsa, göreceği de vardır :Kötülük yapmaya kalkışanın, yapmak istediği kötülüğün yanına kalmayacağını, karşılığını mutlaka vereceğini anlatır.
Gelin aksak, kız kötürüm: Bir iş yapılırken,işi yapacakların becerilerinin olmadığını itiraf eden söz.
Gelin köşk getirmiş, kendi oturmuş: Birisine iyilik veya yardım için verilen eşyadan yararlandırılmadığını belirtir.
Gerisin geri : Geldiği gibi gitti, geldiği yöne doğru.
Gölgesinden korkar: Çok korkaktır.
Göreyim seni: Bak, dediğimi unutma. Sana güveniyorum. Yapacağından eminim anlamlarındadır.
Görmediğin bir oğlu olmuş, çekmiş çenedini ayırmış.
Gözü düşmek
Gözü düşmek=gözü kalmak :Beğenmek.
Gözüne çöp mü kaçtı?: Niçin sabah erkenden başladın, acelen nedir?
Gözünün üstünde kaşın var demedim: Hiçbir hareketini, tavrını yadırgamadım.
Guskunu düşük :Değersiz görülen, gözden düşük kimse.
Gümüş sağ olsun, altın gide dursun: Kıymeti az olup elimizde bulunanlar, kıymeti yüksek olup da bizde olmayanlardan daha yararlı olduğunu anlatır.
Güneşe karşı işemek :Saygı duyması gereken yerlere saygısızlıkta bulunmak.
Güttüğü üç davar, ıslığı dağlar aşar.
Güvendiğim dağlara kar yağdı.: Yardım etmesini beklediğim kimselerden bir yardım gelmedi.
Güvey olmadık ama kapıda çok bekledik: Bunu bilmiyorsam da, büsbütün yabancısı değilim.
Güzel bürünür, çirkin görünür.
Ha babam, de babam: Yaptığı bir işin çok büyük güçlüklerle bitirildiğini anlatır.
Ha bire: Hiç durmaksızın, sürekli olarak.
Ha deyince: Hemen istediğin zamanda olmaz.
Halep oradaysa, arşın burada.
Hâline göre Hasan Ağa!: Durumuna uygun davranılması gerektiğini belirten öğüt sözü.
Hangi ineğin altına atsan emer.
Hapis giydi: Hapis cezasına çarptırıldı.
Havan dövücüsünün "hınk" deyicisi
Havan dövücüsünün "hınk" deyicisi :Yardakçı.
Hazır mezar ölüsü: Her hizmeti başkasından bekleyen tembel.
Hem kız istiyor, hem bacağını düz istiyor.
Hem nalına, hem mıhına vurur: Karşıt fikirli iki kişiden her ikisine de arka çıkıp destek verenlere söylenir.
Hem suçlu, hem güçlü: Suçlu olduğu halde, suçu başkalarına yüklemeye çalışanlara söylenir.
Hem ziyaret, hem ticaret: Belirli bir amacı için gittiği bir yerde, başka bir amacını da dile getirmek istendiğinde söylenir.
Hemi kel, hemi hodul=(hem kel, hem fodul): Herkes tarafından bilinen hatalarını görmeyerek, üstünlük taslamaya, suçlu olduğu halde kendini suçsuz göstermeye çalışanlara denir.
Hıh demiş, burnundan düşmüş :Birisinin fiziki ve karakter yönünden başka birine çok benzediğini belirtmek için söylenir.
Hızlı giden atın boku seyrek düşer.
Hoşaf soğutan : Yağ yakan.
Hoşaf soğutmak: Yağ yakmak.
İbibiğe sormuşlar: “nereye gidiyon?” : —Şu yuvayı kokuttum da, şo yuvaya gidiyom.
İçeri dıhmak: Dışarıdan içeriye almak, hapse atmak.
İfrit olmak: Çok sinirlenmek.
İğne atsan yere düşmez: Çok kalabalık.
İğne yutmuş it gibi: Eğilemeyen, dimdik duranların halini belirtmek için söylenen söz.
İki cami arasında kalmış beynamaz (binamaz): Karşısına çıkan iki kısmetten, iki yoldan hangisini seçeceğine karar veremeyenlerin durumunu anlatır.
İki elin kanda olsa: Yapmakta olduğun iş ne kadar önemli olursa olsun.
İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur.
İki kurtuluştan biri : Yatalak hasta olanlara "ya ölüm, ya şifa" dileğini belirtir duâ.
İki öküze bir kalbur samanı bölemez.
İlâç için yaralı parmağa işemez: En ufak bir iyiliği dokunmaz.
İmanım gevredi: Çok yoruldum, bilsen ne kadar zorluk çektim!
İn cin top oynuyor: Ortalık çok tenhadır, kimsecikler yoktur.
İnat eder itlere, g..... verir kurtlara.
İnme inmiş:Felç olmuş.
İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
İş çatallandı:Önüme yeni güçlükler çıktı.
İşi çıtlattım:Konuyu sezdirmek için,ondan söz ettim.
İt canlı:Zora dayanıklı.
İt doydu da Haydar kaldı!..   
İt gibi iki yaşamak: Çok rezillik çektiğini anlatmak için kullanılır.
İt sürü, para kazan.
İt, ite buyurur; it de döner kuyruğuna buyurur: Birisine yumuş buyrulduğunda kendisine yumuş buyurulanın, aynı işi başka birine buyurması üzerine, ilk buyuranın; ikinci buyuranı kınama sözü. 
İte bak, yattığı yere bak!
İyası kalın:Anlayışsız, kavrayışsız, işi ağırdan alan.
Kabak çiçeği gibi açıldı:Eski utangaçlığını üzerinden attı, utangaçlık sınırını aştı.
Kabir suali:Uzun ve bıktırıcı, iğneden ipliğe kadar sorulan sorularla karşılaşıldığında söylenir.
Kaçın kurrasıyım?:Sana kolay aldanmam,bunları görüp geçirdim, bu konuda tecrübelerim çoktur.
Kafa kağıdı:Nüfus cüzdanı.
Kafadan kontak:Serseri, düşüncesiz, mantıksız.
Kafasına vur, ekmeğini elinden al:Öyle uysal ve sesiz ki.
Kağnı gibi gitmek:Çok yavaş ve ağır hareket etmek.
Kahya kesilmek: Olur olmaz her şeye karışmak.
Kalaylamak = kalayı basmak: Küfür etmek, sövmek.
Kambersiz düğün mü olur?: Her işte, her olayda, her yerde görülen kişinin; neden her şeye katıldığını belirten birisine "onsuz iş yapılır mı ?" anlamında imalı söylenen söz.
Kan kusmak: Çok fazla sıkıntı ve eziyet çekmek.
Kanına ekmek doğramak: Kin beslemek, başkasını felakete uğramasına sevinmek.
Kanına girmek:Katillik etmek, öldürmek.
Kanını içine akıtmak: Çektiği sıkıntı ve eziyetleri sineye çekerek kimseye belli etmemek.
Kapıdan kovsan peceden (bacadan) girer: Çok utanmaz, yüzsüz.
Kar yağdı, kiriz avı oldu: Beceriksiz birinin lehine gelişen bir olayla, işin becerildiğini anlatan söz.
Kara çalmak: Leke sürmek, çamur atmak.
Karanlıkta göz kırptığını nereden bileyim?: Senin öyle düşündüğünü, bunu istediğini nereden bileyim? İstiyorduysan açıklamalıydın.
Karda gezer izini belli etmez: Yaptıklarını kimseye belli etmez, her şeyini gizli yapar.
Karga demiş ki “yavrularım olalı burnum sıcak boka hasret kaldı.”
Karnı burnunda
Karnı burnunda oğurması pek yakın.
Kaşıkla aş verir, sapıyla gözünü oyar: Yaptığı az iyilikten sonra, aynı konuda daha fazla kötülük yapıldığını belirtmek için söylenen söz.
Kaşının altında gözün var demedim: Sana hiç karşı çıkmadım, hiç bir hareketini, işini, tavrını olumsuzlukla karşılamadım.
Kaval elden, yel Allah’tan.
Kavrama kavramak: Orakla ekin biçmek.
Kayış bilir, çift ne çeker !
Kazın ayağı öyle değil: Bir meselenin anlaşıldığı gibi değil de daha değişik olduğunu belirtir.
Keçide de sakal vardır: Kerâmetin sakalda olmadığını anlatır.
Kedi olalı bir fare tuttu: Eli iş tuttuğundan bu yana ilk defa başarılı bir iş yaptı.
Kel başa, şimşir tarak:Kendisine hiç gerek olmayan bir şeyi elde etmeye çalışan veya bunu elde edenlere hiç gerek olmadığını belirtmek için söylenir.
Kemik atmak: Birisini susturmak için pay vermek.
Kemik yalayıcı: Dalkavuk.
Kendi g.tündeki hezeni görmez de, elin gözündeki çöpü görür.
Kene gibi yapışmak : Musallat olup, bu davranışından hiç dönmemek.
Kerç almak : Dalga geçmek, alay etmek.
Kertesine getirmek : Uygun bir zamana denk getirmek.
Keskin ayaz: Çok soğuk.
Kırdığın ceviz kırkı aştı: Arka arkaya pek çok yanlışlar yaptın.
Kim kime, dum duma: Kimsenin kimseye aldırış ettiği yoktur, kimse kimseye önem vermiyor.
Kirli çıkı: Cimrilikle çok para biriktiren kimse.
Kitli kapım, mutlu kapım.
Kocakoyunun kaval dinlediği gibi: Hiçbir şey anlamadan dinlemek.
Koydunsa bul: Çok aranıldığı halde bulunulamadığını belirtir.
Köpeksiz köyde eli değnekli: Ona-buna sataşarak gereksiz tartışmalar ve kavga çıkaranların tutumlarının yanlış olduğunu belirtir.
Köprüden geçene kadar ayıya "dayı" demek: İşlerini bitirinceye, amacına ulaşıncaya kadar kötülere katlanılmasının gerektiğini belirtir.
Körler çarşısında ayna satmak: Çevreyi ilgilendirmeyen işlerle uğraşmak.
Körü, yara kısmak: Kişinin çaresizliği, eksikliğinden yararlanarak kendine çıkar sağlamaya çalışmak.
Körün istediği bir göz, Allah vermiş iki göz.
Kulağına çalınmak: Başkalarına söylenenleri belli belirsiz işitmek.
Kulak misafiri olmak : Yanında konuşulanları, belli etmeden dinlemek.
Kumda oyna, gö.... Çöp batmasın: Birine umduğuna erişemeyeceğini anlatmak için söylenir.
Kurbağa, “vararak vararak” demiş.
Kuyruğunu bacaklarının arasına kıstı: Bulunduğu yerden korkarak, çabucak, arkasına bile bakamadan uzaklaştı.
Kuyruk sallamak : Yaltaklanmak.
Kuzularla kırkılmaya yeltenmek: Yaşına, başına uygun olmayan işlerle uğraşmaya kalkışan yaşlıların, davranışlarının kınandığını belirtir.
Külâhıma anlat: Bu konuda sana inanmıyorum, boşuna anlatmaya çalışma.
Kürt, ne anlar sazdan, kemandan! Ona bahset ottan, samandan.
Lâf aramızda: Bu söylediklerimi kimseye anlatma. 
Lâf ebesi: Her söze bir cevap veren, hazır cevap.
Lâf olsun padişahım : Birinin sözlerinin gereksiz olduğunu belirtmek için söylenir.
Lâf olsun, torba dolsun: Sarfedilen sözlerin hiçbir anlamının olmadığını, gereksiz ve boş yere konuşulduğunu belirtir.
Lâfla pilav bişerse, dağ kadar yağı benden
Lep demeden leblebiyi anlamak: Daha sözün başında ne denmek istediğini anlamak, sonucu kavrayabilmek.
Lök gibi oturmak: Edepsizce, saygısızca, deve gibi oturmak.
Makinaya vurmak: a) Sütü makinede çekerek yağdan ayırmak, b) Makine ile saç tıraş etmek.
Masraf görmek: İhtiyaçları karşılamak için alış-veriş yapmak.
Maytabaya almak: Dalga geçmek, alay etmek.
Mırın kırın etmek: Bir işte, teklif edilen bir şeyi kabul etmede nazlanmak.
Mısıra “yağmur geliyor” demişler; “yanında çapa var mı?” demiş.
Nal toplamak: Bir işde herkesten geride kalmak.
Ne dağda bağım var, ne tiki ile davam.
Ne fayda tavşan yamaca geçti!: Artık ne yapsan da faydasız, çok geç, iş işten geçti.
Ne kokar, ne bulaşır: Hiçbir iyiliği de, kötülüğü de olmaz.
Ne sakala minnet, ne bıyığa: Başkalarının yardımına umut bağlamadan, işini kendisinin yapması gereğini belirtir.
Ne yalan söyleyim: Yalana gerek yoktur, doğru söyledim.
Neler geldi, neler geçti mumlu haneye… Hay yazık oldu aladanaya!
Neler yedi, neler gördü bu diş; ne altın oldu, ne gümüş!
Nevri dönmek: Öfkeye kapılıp, sinirlenmek; bir şeyden tiksinmek, yüz çevirmek.
Nikahı düşmek: Kadın ve erkeğin dini yönden evlenmelerinin sakıncasının olmadığını anlatır.
Nutku tutldu: Şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırdı, hiç konuşamadı.
O değilden bakmak: Sezdirmeden, belli etmeden gözlemek.
Oğlan yer oyuna, çoban yer koyuna gider: Herkesin bir işi, ilgi alanı olduğunu anlatır.
Oğlum gelinimi don yurken, damadım kızımı ekmek yaparken görsün.
Okunu atıp, yayını saklamak: Ortaya bir söz söyleyerek, gerisini saklamak.
Olursa başım suyu, olmazsa aşım suyu.
Olursa olur suyu, olmazsa hamur suyu.
Orospunun mıstırı, ağlar suçunu bastırır.
Ortasını bulmak: Her iki tarafın da kar ve zararını düşünerek anlaştırmak.
Otu çek, köküne bak.
Oturduğu ahır sekisi, çağırdığı İstanbul türküsü.
Ödüncü dolu olmak: Verdiğinin, vereceğinin karşılığını alacağını bilmek.
Öksüz oğlanın eteğine kavurga koymuşlar da   ....mi yaktı diye yere dökmüş.
Öküz olmadan göpe s..ma!
Öküz öldü, ortaklık bozuldu: İki tarafın yakınlığını sağlayan sebebin ortadan kalkması ile bu yakınlığın bittiğini anlatır.
Öküzün altında buzağı aramak: Olmayacak şeyleri bahane etmek.
Ölme eşeğim ölme, yaz gelsin de sana yonca vereyim
Ölme eşeğim ölme,yaz gelsin de sana yonca vereyim : Umutsuz ve çok uzun bekleyişi anlatır.
Ölüm var, dirim var: İnsan hali belli olmaz, yaşasa da ölse de her iki duruma göre tedbirli olunması gerektiğini belirtir.
Öp babanın elini
Öp babanın elini: Beklenilmeyen bir durum ortaya çıkınca, bu hesapta yoktu" anlamında söylenen söz.
Örneğini çıkarmak: Aynısını bakarak yapmak.
Örüme çekmek: Gecenin bir vaktinde sürüyü otlatmak için ağıldan çıkarmak.
Öte beri: a)Taşınabilir çeşitli eşyalar, b) Uzak-yakın.
Paldır küldür: Kabaca, gelişi güzel, edepsizce.
Parası olan çalar düdüğü, buğdayı olan yapar hediği.
Partal atmak: Palavra atmak.
Pay biçmek: Yapacaklarını, yaptıklarını doğru şeylerle kıyaslamak.
Perdah vurmak: a)Parlatmak, pürüzlü yüzeyleri düzeltmek. b)Güreş alanında ellerini dizlerine göğsüne vurarak hazırlanma işi.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın: İşin sonuna kadar takipçisi olduğunu anlatır.
Pire için yorgan yakmak: Kendisine yapılan küçük kötülüklere, daha çok zarara da uğrasa karşılık verebileceğini belirtir.
Pişmiş aşa su katmak: Olmuş veya olmak üzere olan işi bozmaya çalışmak.
Rüyamda görsem hayra yormam: Bir işin olma ihtimalinin çok zayıf olduğunu belirtir.
Sabah ola, hayrola: Hele sabahı bekle, o zamana kadar belki işler düzelebilir.
Sabah sabah: Erkenden, gözünü açar açmaz.
Saçını süpürge etmek: Hanımlar için özveri ile çalıştığını anlatır.
Sağmal inek: Kısır olmayan,süt veren inek.
Sağmal koyun: Kuzusu olan, o anda sağılabilen süt veren koyun.
Saldım çayıra, Mevlâ’m kayıra: Hiç tedbir alınmadığını, işin Allah'a tevekkül ile ısmarlandığını anlatır.
Saldır sop
Sana vereyim bir öğüt, kendi ununu kendin öğüt.
Sanki hacı emmin ata bindi: Umulan bir yararın görülmediğini anlatır.
Sap çekmek: Biçilmiş ekinleri harmana taşıma işi.
Sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış.
Sarımsak içli-dışlı, soğan yalnız başlı.
Satıya çıkarmak: Satışına karar vererek duyurmak, pazara çekmek.
Sayılı sarımsak, dikili soğan.
Sayım suyum yok: Sağım, solum belli olmaz.
Sel önünden kütük kapmak: Başkalarının zor durumla-rından yararlanarak, açıkgözlülük etmek.
Selamün aleyküm kör kadı: Saygı gösterilmesi gerekenlere, saygısızca davranmayı kınamak için söylenen söz.
Sen ağa, ben ağa; ağkoyunu kim sağa: İş görmekten kaçınanlara söylenir.
Sen ağa, ben ağa; sarı ineği kim sağa.
Sen bir garip abdalsın, gümüş zurna neyine!
Sen ede, ben ede; bu atı kim tımar ede?
Sıçan deliğine paha biçilmez oldu: İşlerin ters gittiğini, çok değersiz olanların mumla arandığını anlatır.
Sıçtığı boka geri dönüp taş atamaz: Çok korkaktır.
Sıtkımı sıyırdım: Artık inancım ve güvenim kalmadı.
Sidik yarıştırmak: Önemsiz ve değersiz konularda biriyle yarış hâlinde bulunmanın gereksizliğini belirtir.
Sini salmak: İmece ile bir iş yapılırken genç kızların "falan, filanı seviyor" manasında birbirlerine mani ile mesaj iletme işi.
Sizden iyi olmasın: İki kişi arasında konuşulurken üçüncü şahsın bahsi edildiğinde, o şahsın iyiliği dile getirilirken karşısındakine söylenen nezaket sözü.
Sizin it, bizim paltayı (baltayı) getirdi mi?: Birini görmeye veya bir yere giden kişiye bu davranışını gereksiz olduğunu kınamak için söylenen söz.
Soğuk demiş ki:“ kırk kat keçe, ben ondan geçe. Bir kat deri, ben ondan geri.
Sorma gitsin: Çokluk, aşırılık anlatır. "Böyle olmamalıydı" anlamındadır.
Sormak ayıp olmasın da: Sorduğum için beni bağışlayın .
Söz kesmek: İlerde yapılacak bir işe beraber karar vermek, iki gencin evlilik için sözlenmesi.
Sözüm yabana: Konuşma sırasında çirkin bir söz sarfedilmesi gerektiğinde, söylenecek söze giriş olarak kullanılır, "sözüm meclisten dışarı, burada bulunanları tenzih ederim" anlamındadır.
Su dökmek: Küçük abdestini yapmak.
Suya götürüp, susuz getirmek: Kişinin kurnazlığında bahsedilirken, karşısındakini her konuda alt edebileceğini anlatan söz.                                                  
Sürt Allah sürt: Boşu boşuna dolaşıp vaktin heba edildiğini belirtir.
Sürüden ayrılmak: Bir topluluğun aksi yönünde davranıldığını belirtir.
Süt ile undan, ne olmaz ondan!..
Şapık çalmak: Alkışlamak.
Şerim şerim, üstüne işerim
Şeytan kulağına kurşun: Kötü bir durumdan bahsedilirken, "ALLAH" bize göstermesin anlamında Bir çeşit duâ yerine kullanılır.
Şeytana pabuçu ters giydirir: O kadar kurnaz ve hileci ki, kimse onun kurnaz olmaz, hile bilemez
Şeytanın yattığı yeri bilmek: Çok kurnazdır, kimsenin bilmediğini bilir.
Tahtalı köy=taşlı köy: Mezar, mezarlık.
Takke düştü, kel göründü: Hilesini, ayıbını örten şey ortadan kalktı; yaptıkları meydana çıktı.
Taş bitti, amele paydos: Yapılacak hiçbir şey kalmadı.
Taş çatlasa: Bundan daha fazla bir şey yapılamayacağını anlatır, yapılanın; yapılabileceklerin en iyisi olduğunu vurgular.
Taş kesilmek: Şaşkınlıktan,heyecandan eli-ayağı tutmaz olmak.
Taşı gediğine koymak: Sözü yerinde kullanmak.
Taşı sıksa suyunu çıkarır: Gücü, kuvveti yerindedir.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
Tazı bizim ama, çulu bizim değil: Daha önceden tanınan birisini yeni giysisi içinde tanıyamayan kişinin yanıldığını belirtmek için söylediği söz.
Temberiç etmek: (Deriye peynirbasmak)
Tencere dibin kara, seninki benden kara.
Tencere tava, herkes bir hava: Bir toplulukta düşünce birliğinin olmadığını belirtir.
Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş: Hoşlanılmayan aynı halli iki kişinin bir araya geldiğini belirtir.
Teptim keçe, sivrilttim külah: Bir şeyi işine geldiği gibi gösterenler, yorumlayanlar için söylenir.
Terazi var tartı var, her bir şeyin vakti var.
Ters taraftan kalkmış: Bugün bütün aksiliği üzerindedir anlamında.
Testi kırılsa, kulpu elinde kalır.
Testiyi kıran da bir, suyu getiren de.
Tez beri: Hemen.öyle kolaylıkla olmaz.
Tırnağın var ise başını kaşı.
Tilkinin pazarda işi ne? : Birinin kendine uygun olmayan işi yapma isteği karşısında söylenir.
Turnayı gözünden vurdu: Eline geçen fırsatı iyi değerlendirdi, beklenenin üzerinde bir iş yaptı.
Tut kelin perçeminden: Çözümü güç bir durum karşısında kalındığını belirtir.
Tuzlayayım da kokma: Karşıdakinin düşüncesinde yanıldığını belirtmek için söylenir.
Tükürdüğünü yalamak : Verdiği sözden caymak.
Uçan kuşa borçlu olmak: Pek çok kişiye borçlu olanlara söylenir.
Ununu elemiş, eleğini asmış: Yaşlı kimseler için, "bundan sonra hayatta olsa bile yapacak bir şeyi kalmamış,yapması gerekenleri yapmış" anlamında söylenen söz.
Ürkütmeden sayılmaz: Çok kalabalık insan topluluğu bulunduğunu belirten şaka yollu söz.
Üstüme iyilik, sağlık: "Böyle olmaz" anlamında şaşkınlık belirtir.
Üstüne bir bardak su iç: Artık sen o şeyden umudunu kes.
Üzümünü ye, bağını sorma.
Vadesi yetmek: Ömrü sona ermek, ölmek.
Varışına gelişim, tarhana aşına bulgur aşım.
Ver elini... : Bir yere üşenilmeden gidilebileceğini belirtir.
Verdik kırkı, çıktı korku: Bundan sonra korkacak bir durum kalmadı.
Vur abalıya: Güçsüz ve kimsesizliğinden yararlanılarak herkesin, ancak zayıf kimselere güç yetirebileceğini anlatır.
Vur Allah’ın vurduğuna, ver Allah’ın verdiğine
Vur dediysek öldür demedik: Bir isteğin yerine getirilmesinde aşırılığa kaçanlar için söylenir.
Vur patlasın, çal oynasın: İşin yapılmadığını, zevk ve eğlence ile vakit geçirildiğini kınamak için söylenir.
Ya bu deveyi güdersin, ya bu deveyi güdersin.
Ya devlet başa, ya kuzgun leşe: Sonunda büyük bir başarı elde etmek uğruna büyük tehlikeleri göze aldığını belirtir.
Ya hakına, ya b...na: Sonu güzel olsa da, kötü olsa da.
Yağdan undan ne olmaz ondan.
Yağlı müşteri: Çok para kazandıran.
Yağlık bağlama : Söz kesme, nişan takma.
Yağmurda düşmanımın koyunu, dostumun atı satılsın.
Yalancı pehlivan gibi ortada dolaşmak: Yapamayacağını bildiği işleri yapmaya kalkışmak.
Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.
Yalladığım it, bacağıma sarıldı: İyilik yaptığı birinden kötülük görüldüğünde söylenir.
Yanar-döner: a) Işık karşısında renk değiştiren kumaş. b)Sık sık sözünden dönen kimselere söylenir.
Yaşı benzemesin: Genç yaşta ölen birisinin, hayattaki biri ile bezerliği anlatılırken, hayatta olanın genç yaşta ölmemesi yolunda yapılan dua biçimi.
Yaşını yaşamış, dişini dişemiş: Yaşadığı süre içinde yapması gerekenleri yapmış, artık onun ölümüne
Yatak yorgan yatmak: Çok hasta olmak.
Yattı balık yan gider: Zaten iş kötüye gidiyor,gelecek zarardan korkmam.
Yaya kaldın tatar ağası: Elinden bir iş gelemeyecek duruma düşenlere, " artık iş, işten geçti" anlamında söylenir.
Yayık ağızlı: Kelimeleri doğru telaffuz edemeyenlere söylenir.
Yedik kaz etinden, doyduk onun lezzetinden. (Umut bağlanan bir şeyden yarar sağlanmadığını anlatmak için söylenir.)
Yeğin kış: Şiddetli kış.
Yel kayadan ne koparır!
Yeme de yanında yat: Bahsedilen şeyin çok güzel olduğunu anlatır.
Yenice eleğim,seni nereye asayım: Yeni şeylere aşırı ilgi gösterenlerin, tutumlarının geçici olacağını anlatır.
Yiğitlik sende kalsın: Sen, hoşgörülü ve özverili ol.
Yoğurt çalmak : Yoğurt yapmak için süte maya katma işi.
Yolcudur Abbas, kimseye sormaz: Bulunduğu yerden hiç kimseye haber vermeden ayrılması gerekenlerin durumlarını belirtmek için söylenir.
Yoncalamak: Geviş getiren hayvanların, aşırı derecede taze yonca yiyerek ölmek üzere olduğunu veya öldüğünü anlatır.
Yorgun eşeğin “çüş” canına minnet.
Yumurta kapıya geldi: Zaman daraldı, iş işten geçmek üzere olduğunu belirtir.
Yükte hafif, pahada ağır: Taşınması kolay, değerli şeyleri anlatır.
Yürü ya kulum: Herhangi bir alanda çok çabuk ve kolay yükselenlerin, durumlarını belirtir.
Yüz verirsen astar ister: Birisine kolaylık gösterildiğinde, yardım edildiğinde o kadarla kalmayacağını hatırlatmak için söylenir.
Yüze yüze kuyruğuna getirdik: İşin zor tarafını yaptık, çok azı kaldı.  
Zorla ava giden it, bu kadar avlanır.

 
Facebook beğen
 
 
Siz 144724 ziyaretçiziyaretçimizsiniz
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol