GÖMÜRGEN'E İLK YERLEŞENLER (Türkmenli Gömürgen)



TÜRKMENLİ GÖMÜRGEN


      




GÖMÜRGEN’E İLK YERLEŞENLER

TÜRKMENLİ GÖMÜRGEN


      Gömürgen'in çok eski bir tarihi vardır. Tarihi kalıntılardan anlaşıldığına göre Tabal Krallığı'na kadar gider. Genç Hitit döneminde de büyük bir yerleşim yeri olduğu söylenir. (Bu konuyla ilgili bilgileri başka sayfalarda vereceğiz.)
Burada Gömürgen'e İlk yerleşen TÜRKMENLER ile ilgili bilgileri aktarmak istiyorum.

    
Yazılı kaynaklardan anlaşıldığına göre 1519 Yılında CELÂLİ İSYANLARI başlamıştır. 
    Bu isyanların etkili olduğu yerlerdeki 
Gayri Müslüm halk, daha yoğun nüfüsa sahip oldukları yerlere göçmüşler.   
     Bir yıl sonra Kanuni Sultan Süleyman Han tahta geçmiştir. Ülkede aşayişi sağlamak amacıyla bir takım çalışmalar yapmıştır. Bunlardan biri de konar-göçer halkın yerleşik hayata geçirilmesidir. 
    Bozok Kadısı Ebubekir'i Bozok ve çevresindeki Türkmen gruplarını yerleşik hayata geçirmesi için görevlendirmiştir. 
     Ülkede nüfus sayımı yapılmasından sonra bu terkedilmiş yerlere konar-göçerler yerleştirilmeye başlanmıştır.  
   Atalarımızdan önce burada yaşayan o halkın göçüyle boşalan GÖMÜRGEN'E (
1520'li yıllarda) Kuzugüden Aşireti'nden yedi hane TÜRKMEN ailesinin yerleştirildiğini sanıyoruz.

GÖMÜRGEN’E NE ZAMAN YERLEŞTİLER?

1-KÖKENLERİ:

Gömürgen Türkmenleri, Oğuzlar’ın Bozok Kolu, Bayat Boyu’na bağlıdırlar. Bu boyun Halep Türkmenleri grubundan Pehlivanlı Obası’nın içinde yer alır. Bu obanın içinde de “Kuzugüden Aşireti” diye bilinir.

Kuzugüdenli aşireti, Adana sahilleri ve Yüreğir kazası, Tarsus havalisi, Sivas sancağında Yeni İl kazası, Niğde, Rakka ve Kayseri’de yerleşmiş ve yaşamıştır.

YAŞADIKLARI YERLER

Pehlivanlı Obası, Yeni İl’de mesken tuttuğundan dolayı bunlara Yeni İl Türkmenleri de denir. Sivas’ın Kangal ile Kayseri’nin Büyan İlçesi arasındaki topraklara Yeni İl denilirmiş.

TOPRAĞA BAĞLANMA

Atalarımızın Gömürgen’e kesin olarak ne zaman yerleştikleri hakkında tarihi bir bilgi mevcut değildir. Tüm bilinenler söylentilerden ibarettir. Derlediğimiz bilgilerde kasabamıza yedi Türkmen hanesinin Horasan’dan gelerek yerleştikleri söylentileri vardır. Boy, oba, oymak, cemaat, aşiret gibi toplulukların yaşantıları incelendiğinde hanelerin tek başlarına yaşamaları mümkün değildir. Türkmenlerin, Anadolu’ya gruplar halinde geldiği, daha sonra yakın akraba topluluklarına katılmalar ve ayrılmalar olduğu görülmektedir.

Kuzugüdenli oymağı, Pehlivanlı Obası’nın içinde yer almaktadır. 17. yy’da Pehlivanlı Obası’nın Sivas’ın güney ve güney batısında (Yeni-İl’de) yaşadığı anlaşılıyor.

Şurası bir gerçek ki, atalarımızın Gömürgen ve yöresi ile tanışıklığı; yerleşik hayata geçmeden çok önce olmuştur. Yazları Gömürgen yaylalarına gelmişlerdir. Bu çevreyi sevdiklerinden yerleşik hayata geçmeleri de kolay ve sorunsuz olmuştur. (Yazılı kaynaklarda köyümüzün ismi “Gömülgen” olarak geçmektedir.)

Bilinen tarihi bilgilerle irtibatlar kurmak suretiyle onların yerleşme tarihleri hakkında yaklaşık bilgilere ulaşmak mümkündür.

Aşağıdaki bilgiler,  Türk Tarihi İnternet Sitesi’nden derlenmiştir.

1693 senesinde, Kayseri vilayetine bağlı Zamantı ve Pınarbaşı yaylaları, Zamantı Irmağı’nın etrafındaki harabe köyler, bu bölgede yaylak-kışlak hayatı yaşayan Yörüklere tahsis edildiği bilinmektedir.

Aynı zaman dilimi içinde Kozan Dağındaki Yörükler, Çukurova’ya, Orta Toroslar'daki kalabalık Yörük cemaatleri İçel’e, Antalya ve Isparta bölgelerinde dağınık halde bulunan Yörükler ise, Taşeli yaylaklarına yerleştiriliyorlar. Bu arada, Orta Anadolu’ya (Çiçekdağı, Nevşehir, Niğde) yörük iskânı yapılırken, Teke, Hamid, Beyşehir, Alanya ve Akşehir Yörüklerinin de uygun yerlere yerleştirilmeleri için, 1732 senesinde ferman çıkarılıyor. Doğudan batıya uzanan Toros Dağlarının iç ve dış kısımlarında yeni kurulan birçok kasaba ve nahiyelere de, çeşitli yörük cemaatleri iskân ediliyor. İçel ve Alanya bölgesinde yaşayan bazı Yörükler, Kıbrıs Adası’na gönderiliyor.

On dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren, Yörüklerin iskânı, daha düzenli olarak yapılmaya başlanıyor. Vilayetlerine Yörük iskân edilecek valiler, yaylak ve kışlaktaki Yörükler üzerine iskân nazırı tayin edilerek, onları disiplin altına almaya çalışıyorlar. Tanzimat'tan itibaren de boş araziler ve terk edilmiş yerler, iskân sahası olarak seçilip, Bursa, Sivas, Ankara, Konya ve Aydın eyaletlerine yörüklerin iskânı için tertip edilen Fırka-i Islâhiye teşkilatı tarafından, Adana Halep, Maraş ve Ayıntab'da (Anteb) yeni kasabalar da kurarak pek çok Yörük cemaatini iskâna tâbi tutuyor.

Kuzugüdenli oymağının yöreye ne zaman yerleştiklerine dair kesin bir tarih şöyledir:

“Reyhanlılar, 1865’te amik Ovası’ında aynı yıl Kuzugüdenli oymağı da Kayseri’nin BUCAKKIŞLA yöresinde toprağa bağlandı.” (Kaynak: Türk Tarihi İnternet Sitesi)

 

Bu tarihten önce yani 1693 yılında Kuzugüdenli oymağının, Gömürgen’e yerleşmiş olma ihtimali de çok kuvvetlidir. Bu tarihlerde Kuzugüdenli oymağı Yeni-İl’de bulunuyordu. Viyana Kuşatmasına katılmaları için gönderilen fermanda yer olara Yeni-İl’in ve Kuzugüdenli oymağının adı geçmektedir.

 “BUCAKKIŞLA” adı, AKKIŞLA ile aynı olmalıdır.

Sayın Mehmet Çayırdağ’ın, “Kayseri’de Sultan II. Abdühamid Dönemi Bina ve Kitabeleri, I. Kayseri ve Yöresi tarih Sempozyumu Bildirileri’nde” “Kuzugüdenli’nin” Sivas’a bağlı olan Aziziye Kazası içinde bir nahiye olduğu bilgisine rastlamaktayız. Daha sonra Aziziye Kazası’ndan ayrılan Kuzugüdenli Nahiyesi, Merkezî Sarımsaklı olmak üzere bir kaymakamlık kurulup ona bağlanmıştır. Sarımsaklı Kaymakamlığı Bünyan-ı Hamid’e çevrilmesi ile Hamidiye (Bünyan’a) bağlanmıştır. (11 Haziran 1895)

“1300’lü yıllarda Sivas’a bağlı olan Aziziye Kazası içinde yer alan  Kuzugüdenli, Zamantı, Sarıoğlan nahiyeleri birleştirilerek Merkezî Sarımsaklı olmak üzere bir kaymakamlık kurulup ona bağlanmıştır. Daha sonra Sarımsaklı Kaymakamlığı Bünyan-ı Hamid’e çevrilmesi ile Hamidiye (Bünyan)’a bağlanmıştır. (11 Haziran 1895)

Milli mücadele yıllarına gelindiğinde “Bünyan kazası merkezi Bünyan’da ve Akkışla, Sarıoğlan, “Elbaşı” (Zamantı) adıyla üç nahiyesi ile 89 pare köye sahiptir. Toplam olarak Liva’nın 3 kaza, 5 nahiye ve 277 köyü vardır.”

(Mehmet Çayırdağ, Kayseri’de Sultan II. Abdühamid Dönemi Bina ve Kitabeleri, I. Kayseri ve Yöresi tarih Sempozyumu Bildirileri, Erciyes Üniversitesi Yay., Kayseri,1997, s.58 32 Çayırdağ, a.g.m, s.59)

Mehmet Çayırdağ’ın “Kayseri’de Kitabelerden XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Yapıldığı Anlaşılan” adlı araştırmalarının yayınlandığı Vakıflar Genel Müdürlüğü Dergisi’nin 565. sayfasında şöyle bir bilgiye rastlıyoruz:

“Bugün Bünyan’a bağlı KARAKAYA Köyü SEYDİ Halil Zaviyesi vakfı (zaviye bugün köyde mevcuttur. Buraya vakıf yapan Eratnaoğlu Cafer Bey’in, Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivi’nde 1267 nolu defterin 413. sayfasında kayıtlı vakfiyesi bulunmaktadır.) GÖMÜLGEN KÖYÜ ise Mekke’ye vakıf idi.”

Kuzugüden Aşireti, Pehlüvanlı Obası içinde bulunuyor. Yine Gömürgen’deki İsimlere baktığımızda “Ali Bağler” diye bilinen oba içinde atalarından gelen “Ali” ve  “Mirza” (İmirze) adlarına rastlıyoruz. Kuzugüden kethüda Ali Beğ oğlu Mirza Beğ, bugün Gömürgen’de yaşayan Ali Bağler’den olsa gerektir. Bu düşüncemizi güçlendiren bir kanıt da onların yerleşim yerlerine yakın ve sulu arazilere sahip olduklarıdır.

(Prof. Dr. Cengiz Orhonlu’nun “Osmanlı İmparatorluğu’nda Aşîretlerin İskânı”  adlı eserinin 76. sayfasında “Adana Sancağı’nda  Ayas-Berendi ve Kınık Kazaları Bölgesine İskân konusunu anlatırken, “Ali Beyli obası 8 ev ile Kadın Öyüğü Köyüne yerleştirilmişlerdir.” bilgisi vardır. Bu oymak Kuzugüden Kethüdası Ali Beyler olmalıdır. Çünkü aynı adda başka bir oymağa rastlanmıyor.

Aynı ferman içinde Gömürgen kültüründe sık sık rastladığımız “Gündüşlü” (Gündeşli) , “Kozanoğlu”, “İlbeğli” isimlerine rastlıyoruz. Bunlar atalarımız ile birlikte bulunan oymak ve aşiretlerdir.

Ayrıca bir de tek başına “Cemaatı Bozdoğan Yürük” vardır. Bunlar, Gömürgen’deki Bozdoğanların atalarıdır. Bozdoğanlar, uzun süre yürük halinde yaşamışlardır. Bize anlatılanlara göre Gömürgen’e ilk geldiklerinde köy yedi haneli bir yerleşim yeri iken, ikinci geldiklerinde on kat artmıştır. Kasabamıza en son yerleşenlerin Bozdoğanlar olduğunu bugün bile herkes tarafından bilinmektedir.

Yeni-İl’in vergisi, önceleri valide sultanların Üsküdar’da yaptırdıkları camilerin vakfına ait iken, bu sıralarda Mekke ve Medine’ye gönderilen SÜRRE ALAYI akçesine özgülendi.

Bayat Boyu’nun bir de Reyhanlı Obası vardı. Doksan üç hanelik bir kolu Yeni-İl’de Sivas’ın güneyinde yaylamakta, Halep çevresinde de kışlamaktaydı.

1865 yılında göçerleri yerleşik hayata geçirmek için, FIRKA-İ İSLAHİYYE ÖRGÜTÜ kuruldu.

Bozcaoğlu, Pehlivanlı, Reyhanlı, İl-Dileklü, Beçilü, Yabanlu Melek-Hacılu, Güzeceklü gibi oymaklar Bayat Boyu’nun Beğ-Dili oymağından sonra en büyük toplulukları olmuştur. 17. yy’dan sonra bu obalar, Pehlivanlı ve Reyhanlı obaları çevresinde toplandığından Bayat Boyu’nu bu iki oba temsil etmiştir.

Pehlivanlı oymağının başındaki boy beyi ailesinin 18. yy’ın ikinci yarısında bugünkü Kırıkkale İli’ne bağlı BEYOBASI Köyü’nde oturduğu biliniyor.

Ayrıca Halep Türkmenleri arasındaki ana boydan ayrılarak Şam ve Trablus çevresine yerleşenler de vardır. Bunlar Salur oymağına bağlı kalmışlardır.

Boz-Ulus Bayatları’ndan bazı oymaklar da Şam Bayatı adını taşırlar. Bunalar Kuzey Suriye’deki Bayatlar’a mensuptur. Bunların büyük bir bölümü de Bozok bölgesinde yer tutmuşlardır. Ayrıca Yeni-İl’de UluYürükler arasında Boz -Ulus’un Dulkadirli kolu içinde de Kavurgalı, Küşne, Akçalu, Cerit, Sultan Hacılu (Derbent), Avşar ve Eymir gibi bazı Şam Bayatlarlı da vardır.

Boz-Oklar’a bağlı olan Şam Bayatları da Kayseri’nin kuzeydoğusunda Gemerek ile Mancınık arasında yaşamışlardır. Burada yaşayan Şam Bayatı obaları şunlardır: Hızırlu, Hasancılu, Kesmezlü, Şehlu, Şarklu, Kızıl-Donlu ve Karaca Koyunlu. Kışları Suriye’ye giden bu obalar, 16.yy’dan sonra artık Suriye’ye gitmemişlerdir.

Yeni-İl’e yerleşen İlbeyli obası da burada kırk bir tane köy kurmuşlardır.

Ankara yöresine yerleşen Şam Bayatları’ndan iki küçük oymak da 1522 yılından önce Kalecik İlçesi’nde yer tutmuşlardır.

Şam Bayatı’nın Boz-Ulus ve Yeni-İl arasındaki obaların diğer oymaklar gibi 1613 yıllarında Orta Anadolu’ya geldikleri sanılıyor.

(Kaynak: Bayat-Bayat Boyu ve Oğuzlar’ın Tarihi, Mehmet Aydın, Hatipoğlu Yayınları sayfa: 68, 69, 70, 71)

Kayseri Vakıflar Bölge Eski Müdürü Mehmet Çayırdağ’ın “Kayseri’de Kitabelerden XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Yapıldığı Anlaşılan” adlı araştırmalarının yayınlandığı Vakıflar Genel Müdürlüğü Dergisi’nin 565. sayfasında şöyle bir bilgiye rastlıyoruz:

“Bugün Bünyan’a bağlı KARAKAYA Köyü SEYDİ Halil Zaviyesi vakfı (zaviye bugün köyde mevcuttur. Buraya vakıf yapan Eratnaoğlu Cafer Bey’in, Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivi’nde 1267 nolu defterin 413. sayfasında kayıtlı vakfiyesi bulunmaktadır.) GÖMÜLGEN KÖYÜ ise Mekke’ye vakıf idi.”

LİVA: Mülkiye taksimatında mutasarrıf idaresinde bulunan memleket parçasına verilen ada Liva ya da sancak denilirdi. Eskiden memleketin mülki taksimatı şöyle idi: Nahiye, kaza, liva (sancak), vilayet.)

 (Prof. Dr. Cengiz Orhonlu’nun “Osmanlı İmparatorluğu’nda Aşîretlerin İskânı” adlı eserinin 76. sayfasında “Adana Sancağı’nda Ayas-Berendi ve Kınık Kazaları Bölgesine İskân konusunu anlatırken, “Ali Beyli obası 8 ev ile Kadın Öyüğü Köyüne yerleştirilmişlerdir.” bilgisi vardır. Bu oymak Kuzugüden Kethüdası Ali Beyler olmalıdır. Çünkü aynı adda başka bir oymağa rastlanmıyor.

Yukarıda bahsedilen ferman içinde Gömürgen kültüründe sık sık karşımıza çıkan “Gündüşlü” (Gündeşli) , “Kozanoğlu” , “İlbeğli” isimlerini görüyoruz. Bunlar atalarımız ile birlikte bulunan oymak ve aşiretlerdir. 
Ayrıca bir de tek başına “Cemaatı Bozdoğan Yürük” vardır. Bunlar, Gömürgen’deki Bozdoğanların atalarıdır. Bozdoğanlar, uzun süre yürük halinde yaşamışlardır.

Yeni-İl’in vergisi, önceleri valide sultanların Üsküdar’da yaptırdıkları camilerin vakfına ait iken, bu sıralarda Mekke ve Medine’ye gönderilen SÜRRE ALAYI akçesine özgülendi.

Gömürgen’in bulunduğu topraklar, Mekke’ye vakfedilmesinden sonra  buralar “ibeli” diye anılırmış. “ibe” kelimesinin anlamını hiçbir yerde bulamadım. Bunun “HİBE” kelimesinden bozma olduğunu düşünüyorum.

HİBE NEDİR?

Bir malın mülkiyetinin hiçbir bedel almadan başka bir şahsa veya kuruma devredilmesine denir.

SURRE KELİMESİ HAKKINDA BİLGİ

Hac zamanında İslâm Devletinin padişahı tarafından fakir ve muhtaçlara dağıtılması için Mekke ve Medine’ye her yıl gönderilen para ve sair şeylerdir.

Arapça bir kelime olan “surre” mana itibarıyla "para çıkını" "akça kesesi" ve "torba" anlamına gelmektedir. Aynı zamanda "hediye" manasında da kullanılmaktadır. Kelimenin çoğulu “surer”dir. Bunun yanı sıra kelime maliye ile ilgili muamelelerde elli bin akça yani yarım yük karşılığı anlamında da kullanılmıştır. Bu anlamlarından başka surre kelimesi Osmanlı bürokratik sistemine ait bir terim olarak hükümdarlar tarafından her yıl hac döneminin hemen öncesindeki Receb ayında Haremeyn-i Şerifeyn olarak tabir olunan Mekke ve Medine’deki şeriflere seyyidlere mucavirlere ve ileri gelenlere gönderilen para ve çeşitli hediyeler anlamına da kullanılmaktadır.

Kaynak:(http://www.baktabulum.com/turk-dunyasi-ve-kulturu/129214-osmanli-devletinde surre-surre-nedir-surre-hakkinda.html)

Bayat Boyu’nun bir de Reyhanlı Obası vardı. Doksan üç hanelik bir kolu Yeni-İl’de Sivas’ın güneyinde yaylamakta, Halep çevresinde de kışlamaktaydı.

1865 yılında göçerleri yerleşik hayata geçirmek için, FIRKA-İ İSLAHİYYE ÖRGÜTÜ kuruldu.

Bozcaoğlu, Pehlivanlı, Reyhanlı, İl-Dileklü, Beçilü, Yabanlu Melek-Hacılu, Güzeceklü gibi oymaklar Bayat Boyu’nun Beğ-Dili oymağından sonra en büyük toplulukları olmuştur. 17. yy’dan sonra bu obalar, Pehlivanlı ve Reyhanlı obaları çevresinde toplandığından Bayat Boyu’nu bu iki oba temsil etmiştir.

Pehlivanlı oymağının başındaki boy beyi ailesinin 18. yy’ın ikinci yarısında bugünkü Kırıkkale İli’ne bağlı BEYOBASI Köyü’nde oturduğu biliniyor.

Ayrıca Halep Türkmenleri arasındaki ana boydan ayrılarak Şam ve Trablus çevresine yerleşenler de vardır. Bunlar Salur oymağına bağlı kalmışlardır.

Boz-Ulus Bayatları’ndan bazı oymaklar da Şam Bayatı adını taşırlar. Bunlar Kuzey Suriye’deki Bayatlar’a mensuptur. Bunların büyük bir bölümü de Bozok (Şimdiki Yozgat İli) bölgesinde yer tutmuşlardır. Ayrıca Yeni-İl’de Ulu Yürükler arasında Boz-Ulus’un Dulkadirli kolu içinde de Kavurgalı, Küşne, Akçalu, Cerit, Sultan Hacılu (Derbent), Avşar ve Eymir gibi bazı Şam Bayatlarlı da vardır.

 

Boz-Oklar’a bağlı olan Şam Bayatları da Kayseri’nin kuzeydoğusunda Gemerek ile Mancınık arasında yaşamışlardır. Burada yaşayan Şam Bayatı obaları şunlardır: Hızırlu, Hasancılu, Kesmezlü, Şehlu, Şarklu, Kızıl-Donlu ve Karaca Koyunlu.

Kışları Suriye’ye giden bu obalar, 16.yy’dan sonra artık Suriye’ye gitmemişlerdir. Yeni-İl’e yerleşen İlbeyli obası da burada kırk bir tane köy kurmuşlardır.

Ankara yöresine yerleşen Şam Bayatları’ndan iki küçük oymak da 1522 yılından önce Kalecik İlçesi’nde yer tutmuşlardır.

Şam Bayatı’nın Boz-Ulus ve Yeni-İl arasındaki obaların diğer oymaklar gibi 1613 yıllarında Orta Anadolu’ya geldikleri sanılıyor.

(Kaynak: Bayat-Bayat Boyu ve Oğuzlar’ın Tarihi, Mehmet Aydın, Hatipoğlu Yayınları sayfa: 68, 69, 70, 71)

GÖMÜRGEN'İN HINZIRI DAĞI adıyla bilinen, benim HIZIRDAĞI diye tanımladığım dağımıza da HIZIRLU CEAMATİ'NDEN dolayı bu adın verildiğini sanıyoruz. Adı geçen cemaatin GAYRİ MÜSLÜM olduğunu  ve atalarımızın da onlara HIZIR yerine HINZIRI adını uygun gördüklerini düşünüyorum.) 

Bu bilgilerden şöyle bir sonuç çıkarmak mümkündür: Gömürgen Türkmenleri, büyük bir ihtimalle 1600’lü yıllarda yerleşik hayata geçmişlerdir.

Bu bilgilerden şöyle bir sonuç çıkarmak mümkündür: Kuzugüdenli oymağından ayrılan Gömürgen Türkmenleri, büyük bir ihtimalle 1600’lü yıllarda yerleşik hayata geçmişlerdir.

YENİ İL NERESİDİR?

Yeni İl, Sivas, Gürün ve Kangal’ı içine alan bölgedir

ÜSKÜDAR TÜRKMENLERİ

Yeni- il mali bakımdan III. Murad’ın anası Nur-Banu’nun İstanbul Üsküdar’da yaptırdığı caminin evkafına bağlanmış. Bu nedenle bu Türkmen grubuna Üsküdar Türkmenleri de denmektedir.

Akkışla’nın “Üsküdar ve Beşiktaş yaylalarının bu isimlerle adlandırılması” İstanbul ile böyle bir bağlantılarının varlığını düşündürüyor.

KUZUGÜDENLİ AŞİRETİNİN DAĞILIMI

Aşîretin adı: Kuzugüdenli  (sayfa 558)

Bulunduğu yer: Adana sevâhili, Tarsus havalisi, Yeni İl Kâzası (Sivas Sancağı), Yüreğir Kâzası (Adana Sancağı), Niğde, Rakka, Kayseriyye Sancakları

Bağlı Olduğu Topluluk: TÜRKMÂN TÂİFESİNDEN

Kaynak: Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşîret ve Cemâatler Cevdet TÜRKAY Tercüman Kaynak Eserleri Dizisi: 1

GÖMÜRGEN’E İLK YERLEŞENLER

 YUNUS KARAASLAN (anlatımı)

Aşağıdaki bilgi ise 21/07/1999 tarihinde merhum Yunus Karaaslan’dan derlenmiştir.

Pohrenk’ten 1965 yılında imece usulü ile köye su getirirken, her aileye belli miktarda kanal açma işi verildi. Bana verilen yeri kazdım. Yedi çeşit eski su kanalı yoluna rastladım. Köyden kanal açan hemen herkes de bunları görmüştür. Eskilerin de içme suları Pohrenk’ten geliyormuş. Kimisi topraktan yapılmış borular ile kimisi ağaçları oyarak oluk yapmışlar. Kimisi de yere taş döşeyip, kenarlarını yükselterek üstünü örtmüştü...” diye bilgiler aktardı.

Araştırmalarımda Gömürgen’in yedi yerleşimden oluştuğu, “Yedi Oluklu Gömürgen” denildiğini birçok kişiden dinlemiştim. Yedi çeşit suyolunun varlığı, bu söylentiyi doğrular niteliktedir.

Gömürgen Kasabası, dünyanın en eski yerleşim birimlerinden biri olan Anadolu toprakları üzerinde yer almaktadır. Kasabanın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Çıkan tarihi eserlerle Türkmenlerden önce buranın çok eski bir yerleşim yeri olduğunu biliyoruz. Büyük Tepe’nin yanındaki Küllü Tepe civarındaki kalıntılardan anlaşıldığına göre burada çevrenin merkezi sayılacak bir yerleşim yeri vardır. Topakdaş’ın üzerindeki kale, Daşkuyu Kalesi gibi birkaç yerde daha olduğu ifade edilen kaleler, bu merkeze bağlı olan koruyucu güçleri barındırdığı anlaşılmaktadır. Genç Hitit dönemine ait olduğu sanılan buranın çevresinde yedi tane küçük yerleşim yerinin varlığından söz edilmektedir.

Büyük Tepe’nin altında yer altı çarşısı, Büyük Çayırlık’ın çevresindeki inde ve diğer bazı yerlerde de çeşitli çarşılar olduğu söylentileri yaygındır.

 

Gömürgen’e ilk gelen yedi Türkmen hanesiyle ilgili bilgi 22/07/1994 tarihinde merhum Bekir Günay’dan derlenmiştir.

Bekir Günay, Gömürgen’e ilk yerleşenlerin “Ortaasya’dan yedi hane” olarak geldiklerini büyüklerinde duyduğunu anlatarak, bunları şu şekilde sıraladı:

1 – Penes Uşağı,

2 – Çiçek Uşağı,

3 – İmmani Uşağı,

4 – Masenler=Mahsenler=Ahsenler,

5 –Köromar Uşağı,

6 – Kelal Uşağı (Kel Ali Uşağı),

7– Çinçikler.

Bu isimlerden yola çıkarak çeşitli kaynaklarda bir takım araştırmalar yaptım. Ulaştığım bilgilerin kasabamıza ilk yerleşen topluluklarla ne kadar ilgisi olduğunu bilmiyorum. Okuyucuya bir fikir vermesi için bilgileri ilgili toplulukların altına eklemenin uygun olduğunu düşüyorum.

1 –Penes Uşağı

Bu kabile hakkında daha fazla bilgi bulunmuyor.

Penes Uşağı’nın bugünkü devamı olanlar: Comlar, bunlardan sadece Osman Paşa kalmıştır.

 

Aşîretin adı: Cum, Cumlu

Bağlı Olduğu Topluluk: Hama ve Hums Sancakları, Kilis, Bireceik Sancağı, Haleb, Meraş, Dinek Keskini (Kırşehri) Zülkadriye Kâzası (Kars-ı Meraş Sancağ)

Bulunduğu yer: Ekrâd Yörükâni Tâifesinden

Kaynak: Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşîret ve Cemâatler Cevdet TÜRKAY Tercüman Kaynak Eserleri Dizisi: 1

2 – Çiçek Uşağı

Çiçek Uşağı’nın bugünkü devamı olanlar: Kör İbolar(Gökçe), Hasan Aliler, Çeçikler(Köroğulları), Cıdıl Emirler(Ulutaş), Topdemir.

Bunlar, diğerlerinin yanında azap olarak gelmişlerdir. Bu yüzden köyde kıymetli arazileri yoktur.

ÇİÇEKLER

Aşîretin adı: Çiçekli

Bulunduğu yer: Meraş Sancağı, Zülkadriye Kâzası (Meraş), Bozok Eyâleti, Emirdağ Kâzası (Karahisâr-ı Sahip Sancağı), Karaman ve Aydın sancakları

Bağlı Olduğu Topluluk: Türkmân Yörükânı Tâifesinden

Aşîretin adı: Çiçekoğlu

Bulunduğu yer: Adana ve Sis Sancakları

Bağlı Olduğu Topluluk: Yörükân Tâifesinden

Kaynak: Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşîret ve Cemâatler Cevdet TÜRKAY Tercüman Kaynak Eserleri Dizisi: 1

(Araştırmalarımda “Çiçekler, Çiçekoğlu gibi oymak, cemaatlere rastladım. Bunlarla ilgili bir bilgi verecek kimse yoktur ama kabilenin de adı geçen topluluklarla bir bağının olduğunu düşünüyorum. A: KARAASLAN)

3-İmmani Uşağı

Bir dul kadın, yanında çocukları birlikte gelmişler. Sonra bu hanım biriyle evlendiğini duymuştum.

İmmani Uşağı’nın bugünkü Devamı Olanlar: Çalıklar, Hacımüdürler, Hacı Abidinler, Ali Çavuşlar (Boynu Galınlar),

Şekerler, Mullaosmanlar, Şıhemirler, “Gırcılar” diye bilinenlerin aslı Gırcalar’dır.

Cicimler (Gıdıklar), Hacıgaralar, Hacaliler, Hacı Abdurrahmanlar... küçük kabilelere ayrılmışlardır.

Çalıklar aralarında ikiye ayrılıyor. Çerkez Çalıklar: Soyadları Caner ve Aslan olanlar, Çalık Memetler ise soyadı Özbay olanlarla devam ediyorlar.

Aslan, Caner, Eröz, Şentürk, Cantürk, Akbalık, Karaca, Koçer, Koçyiğit, Özer, Bozkurt, Aslankoç, Özbay, Korkmazer, Demirtaş, Altındağ, Atik, Coşkun, Şeker, Efe, Muslu, Sayın, Koçak(Hacıalilerden olanlar), Uğurlu, Koçyılmaz, Baytar, Baydan, Akdeniz, Aydeniz, Bulmuş (bu soy isimde olanların Ortaköyden gelip kabileye katıldığı söylenmektedir.)

 Çalıklar, her ne kadar İMMANİ UŞAĞI’NDAN dense de Çalık Çerkez’in Tersakan’dan geldiği söylenmektedir. (Tersakan’dan gelen Çalık Çerkez’in mutlaka akrabaları yanına geldiği tahmin ediliyor.)

Cemaâtin adı: Aliçavuş

Bulunduğu yer: Yeni İl (Sivas), Haleb

Bağlı Olduğu Topluluk: Türkmân Tâifesinden

4–Masenler=Mahsenler=Ahsenler= Muhsinli-Muhsinoğlu

Masenler’in atalarının başında Gömürgen’e ilk gelenin, Ahmet ya da Memet Goca adında biri olduğunu duymuştum. Bu adamdan Arık Hacı ile Kör Goca doğmuş. Şimdiki Masenler diye bilinen kabilenin atası Arık Hacı’dır. Kör Goca ise Hacı Osmanların atası olur. Kör Goca’nın iki erkek evladı olur. Birisinin adı Hatal Goca ki bu kişiden; Kör Hösünler sülalesi doğar. Kör Goca’nın öteki oğlunun ismi Omuş Goca’dır. Omuş Goca anam Deli Meryem’in dedesi olur. Omuş Goca’dan doğan erkek çocuklar da:

Hamet Goca: Şimdiki Hametlerin soyu bu kişiden gelmektedir. (Sezer soyadını taşıyanlar)

Mulla Goca:  Goca Mullalar da bu kişinin torunlarıdır. (Yavuzyaşar soyadını taşıyanlar)

Gara Hasan: Bununla hiç bir ilgili bilgim yoktur, dedi.

Hacı Osman: Ali Hocalar, Çap İsmail, Fazlılar, Sağır Hasanlar, Hacı Osman dedemin devamıdırlar. (Karaaslan, Aktaş, Baykara, Karaduman soyadını taşıyanlar)

Hacı Çollu: Hacı Çollu soyundan Oğullar ilk Rus Savaşı sırasında şehit olduklarından, büyük oğlu Habib’ten bir tek “Hafız” (Havus), kalmıştır. Bunlar ilk olarak Karaaslan soyadını almışlarsa da sonradan TURHAN soyadına dönmüşlerdir. Bugün kasabamızda bunlardan sadece Burhan Turhan kalmıştır.

Çollu Garı da Hacı Çollu’nun tek kızı olup, emmisi oğlu olan Ali Hoca (Karaaslan) ile baba baskısı ile evlendirilmiştir. Hacı Osman burada kardeşinin ocağını tüttürmek amacıyla bu evliği zorunlu görmüştür.

Çollu Garı’nın çocuğu olmadığından Ali Hoca, Çollu Garı’yı boşayınca, Çalıklar’dan Aslan ile Hacı Ömer Aslan’ın babasıyla evleniyor. Bu evlilikten bir erkek bir de kız doğuyor. Erkek olan çocuk genç yaşta ölmüştür.  Kız da Yusuf Hoca’nın Durdu Karaca ile evlenmiştir.

NOT: Pembe yazıların kaynağı İSMAİL KARAASLAN’DIR.

Soyadları Karaaslan, Baykara, Karaduman, Aktaş, Yiğital, Turhan, Yavuzyaşar, Sezer, Bayazıt, Eryılmaz, Çakırtekin, Ayata, Güngör, Memiş, Özkul, Gültekin, Şimşeker, Tokdemir,  Özcan, Çetinkaya; Çetin, Kurnaz

Eski ismi “Rumdiğin” yeni adı Felahiye olan ilçede Mahsenler’in akrabalarının olduğu bilinmektedir. Araştırmalarımda “Ahsen” ismi dikkatimi çekti. Bu isme dört yerde rastladım. Bunlardan biri Kuzugüden Aşireti ileri gelenlerinden Çapar Ömer Ağa oğlu Çapanoğlu Ahmet Paşa’nın vakıfname suretinde “Söklenoğlu Ahsen Bey Bahçesi, ikincisi Kılıçlı Ekrâdı’nın (Kılıçlı Kürdü) iskân edildiği “Elbistan ve Meraş mâbeyni” yöresinde “Ahsendere”  ismiyle geçiyor. Diğer de Yeni İl Kazası ve Halep’te iskân olunmuş. Aşîretin adı: “Ahsenli, Ahsenli Hasan Kethüda” aşiretleri adıdır.

 İki coğrafi isim de ve bu aşiretlerin Mahsenler, (Muhsinler, Ahsenler) ile mutlak çok yakın ilgisi olduğunu düşünüyorum.

Okuyucuya bilgi vermek açısından Çapanoğlu Ahmet Paşa hakkında kısa bilgi ve vakıfname suretinde adı geçen bahçeyle ilgili cümleyi aşağıya ekliyorum.

ÇAPANOĞLU AHMET PAŞA

Çapar Ömer Ağa’nın (Çapar Koca) oğludur. Keskin’in (Yozgat-Ası Yozgat) köyünde oturmaktadır. Boğaz Köy’de oturan Bozok beyleri, bilhassa celali isyanları döneminde sancak bölgesinde asayişi istenilen düzeyde sağlayamadıklarından İstanbul hükümeti, “Bozok Sancak Beyliğini”  Ası Yozgat’ta oturan çapar Ağa’nın oğlu Ahmet’e vermiştir.

Ahmet Bey, 1745’lerde Bozok sancağının idaresinde Voyvoda ve mütesellim olarak muhtelif görevlerde bulunmuştur. 1760 yılında iki tuğ ile vezirliğe yükselen Ahmet Paşa, Sivas valiliğine tayin edilmiştir.

Evvelce Sivas valisi iken, Diyarbakır valiliğine nakledilen Zaralı Feyzullah Paşa’nın çevirdiği fitneler sonunda Çerkez Ahmet Paşa tenzilen Niğde Mutasarrıflığına atanmıştır. Niğde yöresine uzun senedir bela olan eşkıyayı tepelemiş, bölgesinde devlet yönetimini etkili biçimde tesisi etmiştir. III. Mustafa, Ahmet Paşa’nın bu hizmetinden memnun olduğunu bir fermanla takdirlerini bildirip, hilat[1]giydirmiştir. (1763)

Bu sırada Sivas valisi olan Feyzullah Paşa, Ahmet Paşa’yı kendisine rakip gördüğü için fitneliklerine devam etmiştir. Saraydan Abhaza Mehmet Paşa’yı satın alarak çevirdiği entrikalarla Ahmet Paşa’nın katli için, III. Mustafa’dan ferman çıkarttırmıştır. Feyzullah Paşa ile Abhaza Mehmet Paşa Gemerek’e davet ettikleri Ahmet Paşa’nın başını keserek katletmişlerdir. (1765)

… “Ve yine Akdağ Kazası’nı kuralarından Rumdiğin karyesinde vaki merhum Söklenoğlu Ahsen Bey bahçesi dinmekle maruf bahçenin cemisini de vakfettim. Şöhretine binaen hududa lüzum görülmedi.”

AHSENLİ AŞÎRETTİNİN DAĞILIMI

Aşîretin adı: Ahsenli

Bulunduğu yer: Yeni İl Kâzası, Haleb

Bağlı Olduğu Topluluk: Türkmân Tâifesinden

Aşîretin adı: Ahsenli Hasan Kethüda

Bulunduğu yer: Yeni İl Kâzası, Haleb

Bağlı Olduğu Topluluk: Türkmân Tâifesinden

Aşîretin adı: Muhsinli-Muhsinoğlu

Bulunduğu yer: Adana, Tarsus, Bozok ve Meraş Sancakları,  Zülkadriye Kâzası (Meraş)

Bağlı Olduğu Topluluk: Yörükân Tâifesinden

Kaynak: Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşîret ve Cemâatler Cevdet TÜRKAY Tercüman Kaynak Eserleri Dizisi: 1

5-Köromar Uşağı

Başlarında Memet Goca adında biri ile gelmişler. Uzunyayla bu günkü (Beserek Köyü) sınırları içinde bulunan “Kadeşoğlu’nun Çardağı” adıyla anılan yerde eğlenmişlerdir. (Günay, Yıldızhan, Günana, Gündüz, Tokat, Hanyıldız, Kaygısız, Adıgüzel, Başer (Başcı), Akartaş, Aydemir, (Kargalar diye bilinirler.) Selvitop, Karakurt, Yılmaz; Türköz, Durak, Güler, Polat, Yamaner, Kocakaplan, Taştan... soyadını taşıyanlar) bugün Köromar Uşağı herkes tarafından bilinir.

Ebbetler = (Dabıldaklar, Tülekler, Kocaali (Aydoğan), Battal Koçak (Koçuk soyadlılar)soyundan olanlar). Ebbedlerdendirler.

 Türköz soayıdına mensup olanların da Haymana’dan geldiği iddia edilmektedir.

ÖMERUŞAKLARI

Aşîretin adı: Ömeruşakları

Bulunduğu yer: Rakka, Şûre İli Kâzası (Malatya), Ergani Kâzası (Diyarbekir)

Bağlı Olduğu Topluluk: Ekrâd Tâifesinden

Kaynak: Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşîret ve Cemâatler Cevdet TÜRKAY Tercüman Kaynak Eserleri Dizisi: 1

6 –Kelal Uşağı (Kel Ali Uşağı)

Bulaşık Goca’nın soyundan olanlar, Goca Memetler, İsmail Çavuşlar, Kındır Ali’nin akrabaları, bir de Kör Hüsüyünlerin bir ucu Kelal Uşağı’na dayanır.

Bugünkü Devamı Olanlar: Köyün Yukarı Oba diye bilinen boğazda oturan Ali Beğler’dir. (Kuzgüden Âşîreti kethüdalığında adı geçen bu kabile olsa gerektir. Viyana Savaşı’na Pehlivanlı Obası’ndan asker istendiği bir fermanda “Kuzgüden Âşîreti kethüdası Ali Beğ oğlu Mirza Beg” ismi geçmektedir.

Soyadı Demirkol, Öztürk, Tekdemir, Karakuş, Tokdemir, Eryılmaz, Türk, Eroğlu, Güneş, “Koca, Göktaş” (Mantılar diye de geçer), Gümüştekin, Gültekin

 Mantıla’ın da Avşar Potuklu’dan geldikleri söylenmektedir.

ALİBEĞLİLER CEMÂATİNİN DAĞILIMI

 

Cemaatin adı: Alibeğ-Alibeğler

Bulunduğu yer: Adana, Sivas, Sis, Rakka, Bozok Sancakları, Boyabad Kâzası (Kastamöni Sancağı), Kastamonu, Mağnisa Kâzası (Saruhan Sancağı), Ordu Kâzası, Karahisâr-ı Şarkî, Biga Sancağı, Erim Kâzası (Canik Sancağı, Erzurum, Kars Eyâletleri,  Ahıska Sancağı (Çıldır Eyâleti), Saruhan Sancağı, Ankara ve Kengıri Sancakları, Divan Emlâk Kâzası (Bozok Sancağı), İnegöl Kâzası (Hüdâvendigâr ), Kayseriyye Sancağı

NOT: Mamalu Türkmânı Cemâatı, Bozok Sancağı’nın hâlî ve harâb ve mezâri’lerine 1108 senesinde iskân olunmuşlardır. Sayfa: 574) (Alibeğli Cemâatı, Mamalu Âşîretine tâbi olup, Cemâatı mezkur Bozok Livâsı dahilinde vâki Taşpınar nâm Karye’de iskân olunmuştur.)

Bağlı Olduğu Topluluk: Türkmân Yörükânı Tâifesinden

Aşiretin adı: Kelâli

Bulunduğu yer: Süleymaniye Sancağı (Bağdad Maa Şehr-i Zor Eyâleti),

Bağlı Olduğu Topluluk: Belli değil

Kaynak: Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşîret ve Cemâatler Cevdet TÜRKAY Tercüman Kaynak Eserleri Dizisi: 1

7- Çinçikler

Bekir Günay’a göre Çinçikler, “Avşarlar’dan” gelmişlerdir. Bu kabileden “Bölge Müdürü” lakâplı merhumda Mustafa Uçarer’den alınan bilgiye göre ise Adana’nın “Tufanbeyli” İlçesi’nden gelmişlerdir. Eski adı “Hoketçe” olan Tufanbeyli’deki akrabaları ile hâlâ aralarında ilişki olduğunu söylüyor.

Bugünkü tespit ettiğimiz devamı olanlar: Uçarer, Tanrıkulu, Uğurlu, Koçak (Hacıaliler), Eraslan; Aslaner, Uçar, Ergül, Kurtekin, Türkay, Ayer, Varol, Adıyaman, Kandemir soyadlarından olanlardır.

Bunlarla araştırma yaparken karşılaşmış olduğum Tufanbeylilerle yaptığım sohbetlerde Tufanbeyli’de “Çinçikler” lakâplı bir kabilenin varlığından söz ettiler.

Bekir Günay’a “Kürd Uşağı” kabilesini sorduğumda, onların şimdiki Şarkışla’ya bağlı olan “Sıyırmalı ve Sarıçiçek’ten” olup, sonradan Gömürgen’e geldiklerini anlatarak şöyle devam etti: “Kürd Uşağı’ndan Gömürgen’e ilk gelen kişi, geldiği yerdeki Avşar kabilesinden bir kız ile evlenmiş. Sonra da Mahsenler’den de bir kız almıştır. Bu akrabalıktan dolayı Hatal Goca’nın evinin arkasında kendisine ev yeri verilmiş. Böylece Gömürgenli olmuşlardır.” diye bilgi verdi.

Bugünkü Yıldız, Yıldırım, Bayram, Tuğrul, (Zengin, Korkusuz? Çömezler) soyadından olanlar Kürt Uşağı kabilesindendirler. Bunların da Avşar oldukları iddia edilyor.

SONRADAN GELENLER

BOZDOĞANLAR

Gömürgen Türkmenleri içinde yalnız Bozdoğanlılar hakkında yazılı belgelere dayalı bilgiler vardır. Diğerler kabileler hakkında ulaştığımız bütün bilgiler söylentiden ibarettir. Bulduğumuz yazılı belgelerde sadece “Ali Beğler” ismi geçiyor. Onda da hiçbir ayrıntıya rastlamıyoruz.

Soyadı Bozdoğan, Bozok, Turan, Bozdemir, Gürbüz? (Kepreliler)

Deli Memetler, Mullalar Bozdoğanlılar olarak biliniyorlar.

 

Halil (Hallo)  BOZDOĞAN

(27/09/1998  Pazar Gömürgen)

Şimdi benim bildiğim şudur: Bayazıtlar, Kadir Paşa, Şükrü Paşa, Musa, Memet Bozdoğanlılardır. Bunlar Horasan’dan gelmişlerdir.

Kadir Paşa, Şükrü Paşa, Musa, Memet ile birlikte Gömürgen’e gelmişler. Burada bir kız yüzünden aralarına kırgınlık giriyor. Şükrü ile Kadir Paşa, Kavak’ın üst tarafındaki Düğün Yurdu’na konuyorlar. Deli Memet de Pohrenk’e konuyor. Musa da Kadirli’nin Cığlak’a gidiyor.

Düğün Yurdu’na konanlar, bir gün Pohrenk’e geliyorlar. Deli Memet’e şöyle diyorlar:

— Yahu emmizade, burası kıraç bir memleket. Burada ne duruyoruz ki! Kalkın Adana’ya gidelim...

Hep birlikte da Kadirli’nin Cığlak’a gidiyorlar. Burada ne kadar kalıyorlarsa bilmiyorum. Memet Goca, yeniden Gömürgen’e geliyor ve Pohrenk’e oturuyor.

Bunu gören Gömürgenliler, “Bunalar yarın bizi ve hayvanlarımızı Büyük Tepe’den yukarıya çıkarmazlar… Şunları buradan kovalım” diyorlar. Gömürgen’den giden grubun içinde Çalıklardan Bekir Ağa adında birinin olduğunu söylüyorlar. Bu grup, bizimkilere Pohrenkten ayrılmalarını söylüyorlar. Bizimkiler de göçü yükleyip giderken, Akkaş’ın Molla bunu görüyor. Yanındakilere kimin göçü olduğunu soruyor. Bozdoğanların göçü olduğunu öğrenince onlara şöyle diyor:

— Yahu bunlarla Ceritler baş edemediler. Bunlar Avşar’dır. Yarın Avşarları toplar getirirler, köyü yakarlar! Gidin, yalvarın yakarın, göçü döndürün. Ben ev yerlerini vereyim. Gıraçtan da tarla sürsünler...

Bu teklif ile bir grup gider, göçe yetişir. Bizimkiler de ikna olur, dönerler. Şimdiki ev yerlerimizi Akkaş’ın Molla vermiştir.

Akkaş’ın Molla’nın bu sözü aşağıya aktaracağımız bilgilerle teyit ediliyor.

Bozdoğanlılar Hakkında Bir Yürük Kavgasında Şöyle Bilgilere Rastlıyoruz

Binboğa’nın Berit Dağı’nda yaşayan Göğşen Kahya isimli bir şahıs, Ali Rıza YALMAN’IN araştırmasında ona şu bilgileri aktarıyor:

“Çukurova’da Tecirliler, Ceritler, Avşarlar ve Bozdoğanlılar yaşarlarmış. Bu aşiretler sürekli olarak birbirleriyle kavga ederlermiş.

Çukurova’ya Derviş Paşa isminde biri gelmiş. Bu aşiretler paşaya da kafa tutmuşlar. Paşa da bunların yurtlarını dağıtmış. Yüz elli yıl öncesinden başlayan bu kavga, aşireti ikiye bölmüş. Avşarlarla, Bozdoğanlılar birlik olurken; karşılarında da Ceritlilerle, Tecirliler birleşmişler. Bir gün gelmiş Avşar kolu yılıp Sivas’a kaçmış, dağılmış. Bozdoğanlılar da Sis (Kozan) tarafına sinmişler. Meydanda bizim Tecirli ile Cerit kalmış.”

Adı geçen şahıs, Derviş Paşa’nın gelmesinden kırk yıl önceki bir kavgayı da şöyle aktarıyor:

“Bozdoğanlı ile Avşarlar, Ceritler’in ve Tecirliler’in üstlerine yürümüşler. Zorlu dövüşler olmuş, bizim yerlerimizi ve yurtlarımızı dağıtmışlar. Bizler yine uyanmış ve ayağa kalkmışız…

Ceritler Binboğa’da, Tecirliler de Berit yaylalarında yaylamışlardır.

CENUPTA TÜRKMEN OYMAKLARI

Ali Rıza YALMAN (YALGIN) Kültür Bakanlığı Yayınları 256 Kültür Eserleri:14 2. cilt 328-329. sayfalar Hazırlayan: Sabahat EMİR Ankara 1977

İHTİYAR MAHMUT AĞA ANLATIYOR:

Yurdumuzun güneyinde yaşayan Türkmenler arasında yerli, yarı yerli olmak üzere üç türlü Bozdağanlı vardır. Bu Bozdoğanlılar, Çukurova’da yaşayan Yörükler arasında insana en yakın ve göreneği en geniş olan boydur. Bunlar, üç yüz elli yıl önce Orta Anadolu’dan oymak oymak, oba oba Çukurova’ya sürülmüş ve 1855 yılı içinde birkaç bölüğü istemeyerek köylere yerleştirilmiş ve çiftçilik yapmaya zorlanmıştır.

Bugün Güney Yurdu’nda yaşayan Bozdoğanlılar dörde bölünmüştür. Bir bölüğü Yüreğir’de (Yürük İli’nde), Tuzla ve Karataş dönemeçlerinde, bir bölüğü Gâvurdağı karşısında Kadirli Kazası’na bağlı Bodrum harabesinin kuzeyinde Kürtdağı eteklerinde, üçüncü bölüğü Ceyhan Kazası dolaylarında, dördüncü bölüğü göçebe bir halde bulunuyor. Yerleşmiş Bozdoğanlılar içinde soyunu, boyunu unutmamış olanlar yanlı kadirli Kazası’nda, Bahçe Sarımehmetli, Aşağı Bozkuyu, Boy Obası, Cığcık, Kesik, Keli isimleriyle anılan köylerde bulunur.”

(Yazar, bu dokuz köy isminin göçebelik yıllarında kullanıldığını belirtiyor.)

Güneyde bulunan Bozdoğanlılar’dan Yüreğir Ovası’na yerleşmiş olanlara “KÜTÜK BOZDOĞANLILAR” ismi verilirken, diğerlerine sadece “Bozdoğanlılar” denilirmiş. Yüreğir Ovası’na yerleşmiş olan Bozdoğanlılar’a bu ismin veriliş de, obaların Başbeyi ve ulusu ile bayrak Beyi’nin bu oymakta olmasından ileri gelirmiş.

Bundan iki yüz elli yıl önce Bozdoğanlılar’ın en saygı değer beyi Kütük Bozdoğanlı’da Kerim oğlu Yusuf Bey olduğu söyleniyor. Yusuf Bey, bir dedi-kodu yüzünden obasını alarak Yüreğir’e göçtüğü, bu ayrılığın bir de hükümet zoruyla olduğu söylenmektedir.

Yüzbaşı Köyü’nden olup Bakırdağ’ında göçebe olan Hüseyin Emmi’nin aktardıkları da şöyledir:

“Biz Bozdoğanlıları birbirimizden ayıran, bizi darmadağınık eden hep eski padişahların zulümleridir. Vaktinde bizler padişahlara hükmedermişiz ama sonra onlar da bizi kırana döndürmüşler, o gün, bugün aşiretlik hâlimiz tükenmiş, tümden perişan olmuşuz.”

Çukurova’da yaşayan Bozdoğanlılar’ın o günlerde yüz kadar çadır ile göçebe halinde yaşayanların bulunduğu, gerisinin toprağa bağlı olarak çiftçilik ettikleri bilgisi veriliyor.

Göçebe Bozdoğanlılar, yazın Aladağ’ın Demirkazık, Köşderesi, Bakırdağ yaylalarıyla, birazı da Binboğa, Nurhak gözlerinde yaylayıp; kışları da yerleşik hayatta olan akrabalarının yanında geçirirler.

Göçebe olanların, yerleşik Bozdoğanlılar’dan daha ağırbaşlı, uysal olup, söz dinledikleri yanında, yaşantılarında topluluğu sevmedikleri ve dağınık oldukları anlatılıyor. Yine bunların kızlarının ve delikanlılarının diğer aşiretlerin gençlerinden daha sağlam yapılı, yakışıklı ve güzel oldukları bilgileri mevcuttur.

Göçebe Bozdoğanlılar’ın yiğitleri şöyle tasvir ediliyor: “Yiğitleri çok kuvvetlidir. Bunların yüzleri yuvarlak, kaşları kalın ve köşeli, dudakları ince ve omuzları geniş, göğüsleri yoğun ve tümsektir.”

 “Göçebe Bozdoğanlılar, çocuk canlısıdırlar. Obalarından kimsesiz bile olsa bir çocuğu besleme almak kolay değildir. Onlar yağ yerler, külü azık ederler ille çocuklarını yabancı elde tutsak etmezler.”

Bozdoğanlılar, birbirlerini sevmez görünürler. Ama bu görünüşe aldanmak doğru değildir. Onlar zorlu günde ayrık otu gibi birbirlerine sarılırlar. İşlerini yoluna koyduktan sonra obalarına bakarlar. Göçebe Bozdoğanlılar’da yetişen yiğit, hiçbir aşirette yetişmez. Kendi aralarında söylenen kahramanlık destanlarını kendilerinden dinleyecek olursan onların ne kadar ünlü olduklarını hemen anlarsın.”

Bahçe Köyü’nden Ahmet oğlu Mehmet Ağa, Bozdoğanlılar’ın bir kahramanlık öyküsünü şöyle anlatıyor:

“Bozoklar, bir kolayını bulup bizim bir yiğidimizi tutsak etmişler. Kul Aziz ismini taşıyan bu yiğit, Bozoklar’ın eline düştükten sonra bak efendi, kendini Bozoklar’a nasıl anlatmış?” diyerek aşağıdaki türküyü söylüyor.

Aslımı sorarsan Bozdoğan soyumdur

Ayrı düştüm ben yurdumdan ilimden.

Arkamızda duran beş bölük evden

Çıkıp meydanlara, canlar kıyan benim.

 

Aslımı sorarsan; ben mert oğlu merdim

Konardım yaylaya kurardım yurdum.

Bozoklu koyunsa, ben de bir kurdum

Bozok’un sürüsün dağıtan bendim efendim.

 

Çıkabilseydim de atımın üstüne

Alabilseydim dalkılıcımı destime.

Gafilken varsam da düşman üstüne

“Hazırol varıyom” diyen bendim efendim.

 

Çukurovalılar Urum’da kışlar,

Allah’tan olmazsa, kul bize nişler!

Sarpaldı yollarım, atım da kişner

Atlıları yaya yürüten bendim efendim.

 

Kul Aziz’im der de; bu iş böyle olmaz.

Karagün üstümde kararıp kalmaz.

Kardeşimi görsem, yüzüme gülmez

Kavga kızışanda kardaşa kıyan bendim efendim.

 

Kaynak: CENUPTA TÜRKMEN OYMAKLARI

Ali Rıza YALMAN (YALGIN) Kültür Bakanlığı Yayınları 256 Kültür Eserleri:14

2. cilt 389-390-391-392- 393. sayfalar

Hazırlayan: Sabahat EMİR Ankara 1977

 

BOZDOĞANLILARIN DAĞILIMI

1-Bekirli Bozdoğan    Aksaray Sancağı YÖRÜK OLARAK

2-Bozdoğanlı Cemâatı, (Kerimoğulları Âşîretindendir) İçel Sancağı, Gülnar Kâzası

(İçel Sancağı), Adana Eyâleti, Sis Sancağı, Kars-ı Meraş Sancağı (Meraş Eyâleti), Silifke Kâzası (İçel Sancağı),  Elvanlı Kâzası (Tarsus Sancağı), Aydın Sancağı, Zağra-i Eskihisar Kâzası (Paşa Sancağı),  Kars-ı,  Zülkardiye Kâzası (Kozan Sancağı), Kayseriyye Sancağı, Çukurova, Edirne Kâzası (Paşa Sancağı) KONAR-GÖÇER YÖRÜK OLARAK

3- Bozdoğan Zamantı Kâzası Meraş Sancağı) , Meraş  YÖRÜK OLARAK

4-Burhanlar (Burhan Nâmı- diğer  Abdüllahadoğlu)

(Bozdoğan yörükânından olan Burhanlı Cemâatı, Adana civarında Hasandağı yaylağında yaylardı. Kütahya Livâsı’nda Şeyhli Kâzası’nda sâkin olmağ üzeredir. Bir kısmı Aydın’ın Tire Kâzası’nda Adaman yakasında kışlar ve Beğdağı’nda yaylardı.

Konya Sacağı (Karaman Eyâleti), İçel Sancağı Gülnar Kâzası (İçel), Aydın, Saruhan, Silifke Kâzası (İçel), Tarsus, Meraş Sancakları, Uşak Kâzası  (Kütahya Sancağı),  Ayasuluğ Kâzası (Aydın Sancağı), Siverek Sancağı (Diyarbekir Eyâleti),  Denizli Kâzası (Kütahya Sancağı),   Aksaray Sancağı, Kızılhisar Kâzası (Sığla Sancağı), Teke ve Alâiye Sancakları, Seferihisar, Günyüzü Kâzası(Hüdâvendiğer Sancağı), Anamur, Mut, Selenti,  Ermenek ve Karataş Kazâları (İçel Sancağı), Güzelhisar Kâzası (Aydın Sancağı),  Sinanlı Kazası (İçel Sancağı), Eşme Kâzası (Kütahya Sancağı),  İshaklı Kâzası (Akşehir Sancağı), Biga Sancağı, Nevşehir Kâzası (Niğde Sancağı), Kula Kâzası (Kütahya Sancağı),  Alaşehir Kâzası (Aydın Sancağı), Adala Kâzası (Saruhan Sancağı), İzmir Sancağı

KONAR – GÖÇER TÜRKMÂN YÖRÜKÂNI TÂİFESİNDEN

5- Karahacılı perâkende cemâatı, Bozdoğan Yörükânı tâifesinden olub, Silifkede kışlayub, yine İçel Livası’nda “Susam” nâm yaylakda yaylarlar. Karahacılı Âşîreti 800 hanedir.

Kars-ı Meraş, Alâiye Tarsus, Adana, Teke, Hamid, İçel, Sis, Beğşehri, Saruhan, Sivas, Rakka, Bozok, Aydın, Aksaray, Kayseriyye, Niğde, Kilis, Adilcevaz Sancakları, Bozkır Kâzası (Beğşehri Sancağı), Kıbrıs Cezîresi,  Kusun Kâzası Tarsus Sancağı), Yeni İl Kâzası (Sivas Sancağı), Manavgat Kâzası (Alâiye Sancağı), Selendi Kâzası (İçel Sancağı), Düşenbe Kâzası (Alâiye Sancağı),   Silifke Kâzası (İçel Sancağı), Yüreğir Kâzası (Adana Sancağı) Sancağı),  Kırkkilise Kâzası (Vize Sancağı), İskilib Kâzası (Çorum Sancağı), Sarıçam Kâzası (Adana Sancağı), Kozan Kâzası (Meraş Eyâleti), Çatalca Kâzası (Hashâ-i İstanbul Sancağı), Şeyhli Kâzası (Kütahya Sancağı), Tazkırı Kâzası  (Kütahya Sancağı) 

KONAR – GÖÇER TÜRKMÂN YÖRÜKÂNI TÂİFESİNDEN

Kaynak: Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşîret ve Cemâatler Cevdet TÜRKAY Tercüman Kaynak Eserleri Dizisi: 1


[1] Kaftan, üstlük

NOT: En son 09/08/2014 Cumartesi güncellendi. Yeni bilgilere ulaşıldıkça tekrar güncellenecektir.


 



 
Facebook beğen
 
 
Siz 144730 ziyaretçiziyaretçimizsiniz
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol