KUZUGÜDENLİ AŞÎRETİ
Kuzugüdenli Aşireti’nin bey ailesidir. (Prof. Faruk Sümer, Oğuzlar kitabı) aşiret adına “oğlu” eklenerek çağrılan ailelerin, o aşiretin “Bey Ailesi”, bunun da bir Oğuz töresi olduğu bildirilmektedir.
Kuzugüdenli aşireti, Oğuzların Bozok kolunun Günhan’ın çocuklarından Bayat Boyu’na mensupturlar. Bu boyun, Şam Bayatları kolu 7. ve 8. yy’da Anadolu’ya Selçuklular zamanında güneyden girmişlerdir. Önceleri Maraş, Kuzey Suriye, İskenderun, Tarsus, Binboğa, Uzunyayla’nın batı taraflarını yaylak-kışlak olarak kullanmışlardır. Tahminen 1520 yılından sonra yerleşik hayata geçmişlerdir.
İstanbul yönetimi ile aralarında anlaşmazlık çıkınca, boydan bazı beyler aşiret mensuplarını alarak İran’a gitmişlerdir. İstanbul yönetimi ile anlaşma sağlanınca Anadolu’ya geri dönen aşiretin bir kısmı, Iğdır, Varto bölgelerine yerleşerek köyler kurmuşlardır.
KESER İSA BEY
1515’lerde Bozok Sancak Beyidir. 1540’da Yeni-İl valisidir. Erzurum Beylerbeyi İskender paşa’nın; İran Şahı Tahmasap’ın oğlu İsmail Mirza yaptığı savaşa katılarak, İranlılara esir düşerek; 1552’de Tebriz’de şehit edilmiştir.
Yozgat’ın Eski Sorgun Köyü’nde bir camisi vardır. Keser İsa Bey’in oğlu, Çerkez Ahmet Paşa’nın vakfiyesinde belirttiğine göre Keser İsa Bey ve ataları “Dulkadiroğulları’ndan olduğu yazılıdır.
ÇERKEZ AHMET BEY
Şehit Keser İsa Bey’in oğludur. 1542’de Bozok sancağında timar sahibi idi. 1557’de Kırşehir sancak beyi, 1576’da Bozok sancak beyi oldu. Bu aile iki yüz elli yıla yakın bir süre Bozok sancağını idare etmişlerdir. O zamanlar sancağın merkezi Boğazkale = Hattuşaş idi.
Ahmet Paşa,1588’de ölmüştür. Yozgat’ın Çayırlan İlçesi’nde türbesi ile bir de vakfiyeli camisi vardır.
ÇAPAR ÖMER AĞA (ÇAPAR KOCA)
Keser İsa Bey’in dört ila beş batın torunudur. Yeni İl voyvodası iken on yedi köyün aşar ve geliri kendisine timar olarak verilmiş ve Ankara/Keskin bölgesine tayin edilmiştir. Burada Gavurgalı Köyü’nde oturmuştur. Yozgat’ın Saray Köyü’nde bir camisi vardır.
Çapar lâkabı, Uygurca “çapıtmak mastarından” üretilen bir sıfattır. Çapar= keser, Çapan= kesen anlamındadır. “Keser” ise bu kelimelerin Oğuzca karşılığıdır. “At üzerinde kılıç kullanan, silahşör, muharip, baş kesen,... gibi anlamlara gelmektedir. Batının şövalye olarak kullandığı kelimeyi karşılayan Türkçe bir kelimedir.
Bünyan’ın kuzeydoğusunda “Kuzugüden Aşiretinin” kurduğu dokuz-on köy vardır. Bunlardan Akkışla, Gömürgen, Hacıyusuf, Aşağı Kahveci, Yukarı Kahveci köyleri gibi yerleşim birimleri “Kuzugüden” toprakları içinde kalmaktadır. Bu bölgenin tamamına Kuzugüden denilmektedir.
Çapar Ömer Ağa, keskin bölgesine geldikten sonra Kayseri’nin Felahiye İlçesi doğusundaki Akdağ’a yaylaya giderdi. Bu gidiş ve gelişlerde Felahiye’de oturan ve Çerkez Ahmet Bey’in takriben dört batından torunu olan Hacı Ömer Bey’in tek kızı olan Akça Hanım’ı, kendi oğlu Habib Ağa ile evlendirdi. Bu evlilikten sonra onların Felahiye’de oturmalarına izin verdi.
Felahiye’de bulunan “Kuzugüdenoğulları” Habib Ağa ile Akça Hanım’ın evliliğinden türeyen nesildir. Hacı Ömer Bey’in kardeşi Mahmut Bey de Felahiye beylerinin dedeleri olur.
ÇAPANOĞLU AHMET PAŞA
Çapar Ömer Ağa’nın (Çapar Koca) oğludur. Keskin’in (Yozgat-Ası Yozgat) köyünde oturmaktadır. Boğaz Köy’de oturan Bozok beyleri, bilhassa celali isyanları döneminde sancak bölgesinde asayişi istenilen düzeyde sağlayamadıklarından İstanbul hükümeti, “Bozok Sancak Beyliğini” Ası Yozgat’ta oturan çapar Ağa’nın oğlu Ahmet’e vermiştir.
Ahmet Bey, 1745’lerde Bozok sancağının idaresinde Voyvoda ve mütesellim olarak muhtelif görevlerde bulunmuştur. 1760 yılında iki tuğ ile vezirliğe yükselen Ahmet Paşa, Sıvas valiliğine tayin edilmiştir.
Evvelce Sivas valisi iken, Diyarbakır valiliğine nakledilen Zaralı Feyzullah Paşa’nın çevirdiği fitneler sonunda Çerkez Ahmet Paşa tenzilen Niğde Mutasarrıflığına atanmıştır. Niğde yöresine uzun senedir bela olan eşkıyayı tepelemiş, bölgesinde devlet yönetimini etkili biçimde tesisi etmiştir. III. Mustafa, Ahmet Paşa’nın bu hizmetinden memnun olduğunu bir fermanla takdirlerini bildirip, hilat giydirmiştir. (1763)
Bu sırada Sivas valisi olan Feyzullah Paşa, Ahmet Paşa’yı kendisine rakip gördüğü için fitneliklerine devam etmiştir. Saraydan Abhaza Mehmet Paşa’yı satın alarak çevirdiği entrikalarla Ahmet Paşa’nın katli için, III. Mustafa’dan ferman çıkarttırmıştır. Feyzullah Paşa ile Abhaza Mehmet Paşa Gemerek’e davet ettikleri Ahmet Paşa’nın başını keserek katletmişlerdir. (1765)
1763 tarihinde fermanla takdirlerini bildirip, hilat giydirdiği ve iki tuğlu veziri Ahmet Paşa’nın katline ferman veren III. Mustafa’nın nasıl bir gaflet içinde bulunduğunu anlatırken; Osmanlı Devleti’nin yıkılış sebeplerini de gözler önüne seren ibret verici bir örnektir.
Not: Yukarıdaki bilgiler, Mehmet Kuzugüdenli’den alınmıştır. (10/06/1987)
Ahmet Refik, “Anadolu’da Türk Aşîretleri” adlı eserinin 77. sayfasında Yeni-İl ve Halep Türkmenleri’nden bahsederken şöyle bilgiler vermektedir:
“XV. Asırdan itibaren Yeni-İl, Halep Türkmenleri birer kaza teşkil ediyorlardı. Türkmenler, yaylak ve kışlak arasında gidip gelirlerdi. Yazın yaylada hayvancılık ile uğraşırlardı. Esas ekonomik hüviyetleri çobanlık ve hayvancılık idi. Sahip oldukları geniş sürüler koyun, keçi, deve, at, katır ile imparatorluğun duyduğu ihtiyaçları karşılıyorlardı. Yeni-İl ve Halep Türkmenleri koyunculuk ile şöhret sahibiydiler. İmparatorluk içinde nakliyat işlerini ve savaş zamanında ordunun mühimmatını taşıyorlardı. (Mesela Bağdat Seferi’nde ordunun pirinç ve peksimet naklini Yeni-İl Türkmenleri memur edildiler.
Gömürgen Türkmenlerinin bugünkü koyunculuktaki önemi düşünüldüğünde bu gelenek ve başarı, Yeni-İl’deki atalarımızdan kalan bir miras olarak algılanmalıdır.
|